10 Ocak 2013 Perşembe

Bir tıkla değişim gelir mi?

 İmza kampanyaları yeni bir eylem biçimi değil.İmza kampanyasını kullanmayan çok az toplumsal hareket veya sivil toplum örgütü vardır.Son dönemde öne çıkan ise  bireysel kampanyalar ve ıslak imzaların yerini online (çevrimiçi) imzaların alması. Bu bağlamda dünyanın en önemli imza kampanya platformu Change.org’un Doğu Avrupa ve Batı Asya Direktörü  Dr. Uygar Özesmi ile söyleştik. Özesmi’ye online aktivizmin dinamiklerini, Change.org’un hikayesini ve Türkiye’de neler yapmak istediklerini sorduk.

YG: Merhaba Uygar, seni çevre alanında TEMA ve Greenpeace gibi Türkiye’nin en büyük çevre sivil toplum kuruluşlarının direktörlüğünü yapmış, Doğa Derneği gibi pek çoğunun da kuruluşunda ve gelişiminde rol almış birisi olarak tanıyoruz. Birden seni şimdi change.org’da görüyoruz, nereden çıktı bu? Çevre hareketinden kopmuş mu oldun? Nedir change.org, nedir senin görevin burada?
UO: Biliyorsun bu görev değişikliği esasında çok yeni değil, 4 ay oldu. Greenpeace’den Ağustos 2012’de sonunda ayrıldım, ama hemen Kanada’ya CIVICUS (Sivil Katılım için Dünya Birliği) toplantısına gittim, ardından da ekibimi kurdum ve ekimde change.org bütün hızıyla Türkiye çevrimiçi yani online dünyasına daldı. Change.org dünyanın en büyük imza kampanyası platformu. Nerede olursanız olun, hangi değişimi görmek istiyorsanız change.org üzerinden kampanya başlatarak hayal ettiğiniz dünya için harekete geçebiliyorsunuz. Change.org bir hizmet kurumu. Değişim ise günümüzde ancak online araçların da desteğiyle gerçekleşebiliyor. Change.org sokaktaki vatandaşın ulaşabileceği belki de en güçlü online araç. TEMA’da yerelden gelen binlerce soruna dair yardım beklentilerini bir savunuculuk birimi kurarak karşılamaya çalışmıştım, hatta ismini TEMA Acil koymuştuk. Greenpeace’de bize gelen yüzlerce kampanya talebini kaynak yetersizliğinden geri çevirmek zorunda kalıyorduk, her seferinde kalbim reddetmek zorunda kaldığımız insanlarla beraber kırılıyordu. Ancak şimdi herkes gelip, gücü kendi eline alıp change.org üzerinden mücadeleye başlayabiliyor. Soruna net yanıt verecek olursam çevre hareketinden kopmadım, çevre hareketine mücadelelerini kazanabilmeleri için ekibimle beraber güçlü bir araç sunmanın keyfini yaşıyorum. İşin güzel yanı sende biliyorsun ki çevre mücadelesi tek başına kazanılamaz, bütün alanlarda demokratikleşme ve kadından, engelli veya LTGB haklarına kadar her alanda hakların elde edilmesi gerek. Sivil toplumun gelişmesi için GEF SGP’ye ve STGM’ye emek vermiş birisi olarak burada tam evimdeyim. 
YG: Peki görevin ne Uygar?
UO: Şu ana kadar “Türkiye Direktörü” olarak görev yapıyordum, özellikle hızlı kuruluş için, ancak bu göreve başlarken söylendiği gibi hızlı büyümeye bağlı olarak şimdi “Doğu Avrupa ve Batı Asya Direktörü” olarak devam ediyorum. Bu ne demek? Standart yöneticilik ve temsil görevleri yanında bu bölgedeki kampanyaları en iyi şekilde nasıl destekleriz, en büyük değişim yaratma potansiyeline ve geniş kitlelere ulaşma imkanına sahip kampanyalar neler olabilir, stratejik danışmanlık konusunda ekibimle beraber çalışıyorum. İnsanları değişim için, toplumun kaderini kendi ellerine almaları için chnage.org araçlarının en iyi şekilde işlemesine yardımcı oluyoruz.
YG: Bu dünyanın en büyük imza kampanyası platformunun ortaya çıkma hikayesi nedir?
UO: Change.org, 2007 yılında Stanford Üniversitesi öğrencilerinden Ben Rattray ve Mark Dimas tarafından, insanlara önemsedikleri konularda eyleme geçebilmeleri için güç ve imkan vermek üzere kuruldu. Ben ve arkadaşı Mark Dimas mezun olduktan sonra bankacılık sektöründe çalışma yolunda ilerlemek yerine sosyal açıdan yararlı bir iş yapmak istiyorlar. Kuruluşunun ardından geçen ilk bir kaç yılda Ben ve Mark sosyal bağış toplamaktan, grup gönüllülüğü ve sanal politik eylem gruplarına kadar pek çok şeyi denedi fakat hiç biri tam dikiş tutmadı. En son bir tür blog yazarları ağı kuruyorlar. Ağda bir de imza kampanyası bölümü var. Güney Afrika'da 'düzeltici tecavüz' adı altında güya 'lezbiyenliği düzeltmek için' yapılan suça karşı 175 ülkeden 171 bin kişi imza atıyor. Güney Afrika hükümetinin etkilenip önlemler almaya başladığını gören Rattray ve Dimas, siteyi dönüştürüyor; 2007'de Change.org kurulmuş oluyor. Geçen kısa sürede şu anda 18 ülkede ofisi, 150’nin üzerinde çalışanı, 25 milyonun üzerinde kullanıcısı var, her ay 2 milyonun üzerinde yeni üye kazanıyor ve tüm dünyada günde en az bir kampanya başarıyla sonuçlanıyor.

YG: İşleyişi nasıl, insanlar nasıl harekete geçiyor, anlatır mısın?

UO: Herhangi bir kişi, kim olursan ol, nerede olursan ol, www.change.org adresine gelerek üç aşamada değişim yaratmak istediği konuda imza kampanyası başlatabiliyor. Kampanya yoluyla neyin değişmesini istiyorsa o konuyla ilgili muhatabı belirliyor ve o kişi ya da kuruluşa yönelik kampanyayı başlatarak talebini iletiyor. Her bir imzacıyla kampanya muhatabına bir kampanya mektubu iletiliyor ve böylece kampanya muhatabının dikkatinin çekilmesi sağlanıyor.


Önce siteye giriyorsun, 'Kampanya Başlat' kutucuğuna tıklıyorsunuz; aşağıdaki soruların olduğu formu doldurup, 'kurallar' bölümünü dikkatlice okuduktan sonra, istersen fotoğrafla da süsledikten sonra kampanyan hazır.1. Başlatacağın kampanya kime yönelik? (Birey, kurum ya da hükümet organının adı ve varsa e-mailleri yazılıyor...)2. Muhataplarından ne talep ediyorsun?3. Bu senin için neden önemli? (İnsanlar bu kampanyaya neden destek vermeli)İmzadan sonra siteye giren herkes görebiliyor; her imza veren sosyal ortamlarda bunu paylaşıyor. Muhataba ilk imzalayan 50 kişinin e-maili gidiyor. Sonrasında muhataba azalan sıklıkta kampanyanın yorumlu e-mailleri ve durumuna dair bilgilendirme mailleri gidiyor. Yani muhataba talep ve artan destekçi sayısı mutlaka iletilmiş oluyor. Ama karşıdakinin email hesabını kilitlemeden. Önemli olan burada bağcıyı dövmek değil, üzüm yemek.
YG: Change.org öncesinde web imkanlarını kullanmadan yürütülen imza kampanyalarının etkisi azalmış mıydı?
UO: Online bir kampanya yürütmek, konuyla ilgili gönül birliği içinde olan insanların zaman ve mekan kısıtlaması olmadan aynı konu için taleplerini dile getirmesini sağlamaya yarıyor. Online kampanyalar bireyleri harekete geçirmek için tek başına kullanılabileceği gibi hali hazırda bulunan geleneksel bir imza kampanyasının da online bir ayağı olabilir. Geleneksel imza kampanyalarının etkisini belirlemede en önemli etkenlerden biri ister yerel olsun ister ulusal bir konuda geniş kitlelere ulaşmanın zor olmasıydı.  Online kampanyalar sayesinde bir kişi konuya destek verebilmek için nerede ve ne durumda olursa olsun imzasını atabiliyor, böylece kampanyalar imkanlarla kısıtlı olmaktan çıkıp yaygınlaşması kolay hale geliyor. Bu online gidişat ve kolaylık, kanaatimce yavaş yavaş güçlenerek İsviçre kantonlarındaki gibi güçlü bir demokratik katılıma doğru gidecek gibi. Erk sahipleri görevlerinin o erki onlara verenlerin beklentilerini karşılamak ve hesap vermek olduğunun daha da bir idrakine varacaklar.
YG: Online aktivizme (çevrimiçine) geçmek bir zorunluluk mu tercih mi?
UO: Günümüz koşullarında bir zorunluluk. Soruyu şöyle sorsak yanıtı ne olurdu? Kasetten CD’lere geçmek bir tercih mi? Müziği internetten indirmemek ve sadece kitapçıdan CD olarak almak bir zorunluluk mu? Çağ değişiyor, toplumsal ve ekolojik mücadele içinde yer alanlar ellerindeki her güçlü barışçıl aracı kullanmaları bir zorunluluk hatta bir sorumluluk diye düşünüyorum galiba...
YG: Türkiye’de  faaliyete geçme kararı nasıl alındı?
UO: Burada ofis açılmasının nedeni talep. Bu kararın alınmasında en büyük etken Türkiye’de sosyal değişimin ve aktif vatandaşların yoğun olması. Aynı anda hem hak ihlallerinin, ve yolsuzlukların sıkça yapıldığı hem de vatandaşların tepki göstererek hakkını aradığı bir ülke. Türkiye sosyal değişimin hızla gerçekleştiği bir ülke, hem sorunlar hem de tepki bol. 1 Eylül 2012'de Türkiye ofisi açıldığında 100 bin kullanıcı vardı. Site Türkçe’ye çevrildikten sonra 4 ay gibi kısa bir sürede 235 bine çıktık. Türkiye'deki bu hızlı büyüme potansiyelini benim gördüğüm gibi Ben Rattray’in de görmesi şaşırtıcı değil bence. Üstelik önceden kampanya açanlara destek yokken şimdi en azından başarılı gidenlere veya başarı potansiyeli taşıyanlara benimle beraber kampanyalardan sorumlu iki çalışma arkadaşım, Serdar Paktin ve Zennube Ezgi Kaya da destek veriyor.
YG: Öncelikleriniz ve hedefleriniz nelerdir?
UO: Change.org Türkiye'de insanların yaratmak istedikleri değişim için kolaylıkla başvurduğu, insanların hemen aklına gelip kullandıkları bir çözüm platformu olmayı amaçlıyor. Change.org’un en temel amacı insanlara nerede olurlarsa olsun görmek istedikleri değişimi yaratma gücü ve değişimin günlük hayatın bir parçası olmasını sağlamak. Türkiye'de büyük bir online kullanıcı sayısına ulaşmayı ve bu kullanıcıları örgütlü sivil toplum ile buluşturmayı amaçlıyor.
YG: Türkiye’de imza.la veya imzakampanyam.com’dan ne farkınız olacak?
UO: Online bir imza kampanyası platformu olmak diğer benzer platformlarla kıyaslama noktasına getirse de aslında teknolojik altyapısı ve yöntemleri çok farklı. Bu yüzden mesela İspanya’da en büyük imza kampanyası platformu Actuable daha Change.org ülkeye girerken birleşmiş. Kullanıcı kolaylığı için oluşturulan change.org yakın zamanda yeni tasarımıyla kullanıma açıldı, ve her gün kullanım kolaylığını artırmak üzere geliştiriliyor. Bilgisayar kullanmayı çok iyi bilmeyen veya internet dünyasını yakından tanımayan biri için bile kullanımı oldukça basit bir site Change.org.
Küresel bir güç birliğine ve etkinliğe sahip. Böylece ses getirecek kampanyalar yalnızca Türkiye ile sınırla kalmıyor, yurtdışından da destek alabiliyor. Örneğin Kapadokya’da yapılaşmaya karşı kampanyalar Fransa ve Japonya’dan destek aldı. Benzer şekilde Türkiye’yi ilgilendiren bazı kampanyaları da diğer Change.org sitelerinden alarak ülkemizde sunabiliyoruz. Erasmus burslarının kalkmaması veya Instagram’ın kullanım koşullarının değişmemesi için olan kampanyalar gibi. Böylece değişim ve etkileşim hem yerelde de hem de uluslar arasında da sağlanabiliyor.
Change.org’da olup diğer sitelerde olmayan en önemli özelliklerden biri de “Muhatap” seçme. Böylece imza kampanyasının bitiminde imza teslim etmeden çok önce, kampanya başlar başlamaz muhataplar haberdar ediliyor. Muhatap adresine girilen e-posta adresine, ilk 50 imza ve hesabı kilitlemeden yorumlar ve güncellemeler gönderiliyor. Böylece muhatabın kampanyadan haberdar olma süresi kısalırken çözüme giden yol açılıyor, süreç hızlanıyor.
Ayrıca spam filtrelerine düşmeden imza kampanyasını başlatan kişi ve kurum imzalayan kişilere dilediği zaman güncelleme postaları ve bilgilendirme mesajları gönderebiliyor. Böylece kampanya başlatıcı ve imzalayanlar arasında iletişim ve bağ kurulması sağlanıyor.

Bireysel hesapların yanı sıra kurumsal hesapların da açılmasına imkan tanıyoruz. Böylece kurum ya da organizasyon adına açılan kampanyalarda imza kampanyasını başlatan kurum, destekçilerine kurumsal kimliğiyle yaklaşıyor ve iletişim kurabiliyor. Yani kullanıcılar bireysel hesap açıp kurum olduklarını açıklamak zorunda kalmıyor, iletişim doğru kuruluyor.

O kadar farklı ki esasında herhalde en iyisi insanların kendisinin keşfetmesi...

YG: Yurttaşlar hangi konularda imza kampanyaları açıyorlar? Ağırlık verilen konular nedir?
UO: Açılıştan bu yana 7000’in üzerinde kampanya başlatıldı ve bunun 4000’den fazlası aktif olarak devam etmekte.  Şu anda 235.000’in üzerinde aktif üyemiz var ve hızla artarak devam ediyor. Kampanya konuları yoğunluklu olarak insan hakları, çevre, doğa koruma, hayvan hakları, sağlık, eğitim çerçevesinde. Fakat bunun yanı sıra LGBT’den Kadın Hakları’na pek çok farklı konuda da kampanyalarımız var. En iyisi siteye girip kampanyalara göz atbutonuna basıp değişik kombinasyonlarda popülerden yakın zamanlıya, en çok destek alandan konusuna göre bakmakta.
YG: Başarıyı nasıl tanımlıyorsunuz? Kampanyalarda, yeterli imza toplamak mıdır? Kampanya yürütenlere nasıl destek olacaksınız?
UO: Change.org için başarı, açılan bir imza kampanyasının hedef olarak belirlenen imza sayısına ulaşması değil, kampanya sonucunda bir “değişimin” oluşması. Yani hedefi 20.000 imza olan bir kampanya bu imza sayısına ulaştığında değil, kampanya yeteri kadar ses getirip olumlu bir sonuca vardığında, istenen talep yani değişim sağlandığında başarılı kabul edilir. Başarı ve değişim için kimi zaman başta hedeflenenin çok üzerinde bir imza gerekebilirken kimi zaman da hedefi 20.000 olan bir kampanya için 3000 imza bile yeterli olabilmektedir. Buradaki en büyük etken kampanyanın muhatabı olan kişi, kurum ya da kuruluşun konuya gerekli hassasiyetle yaklaşıp yaklaşmadığı. Yaklaştığı zaman imza kampanyasını başlatan kadar dinlemeyi bilen kurumundur da başarı esasında. Muhatabın yanıt vermesi 100 imza ile de olsa 100.000 imza ile de olsa aynı başarıdır. Ne kadar çabuk ve az imza ile başarı gelirse o kadar verimli diyebiliriz. Ancak ne kadar çok insan imza atarsa o konuda o kadar insanın duyarlılığı da artmış veya bu konuda harekete geçmiş demektir ki bunun kendi başına bir değeri var şüphesiz.
Biz ekip olarak kampanya oluşturma sürecinde sorulan sorulara cevap vererek ve sorunlara çözüm bularak destek veriyoruz. Diğer kampanyalardan sıyrılarak geniş kitlelere hitap eden kampanyaları öne çıkan kampanya olarak işaretleyip sitenin açılış sayfasında yayınlıyoruz. Bir kampanyanın öne çıkan kampanya olması için metninin ve görselinin ince elenip sık dokunmuş olması, stratejik olarak doğru esaslar üzerinde durması gerekiyor. Bu noktada ekibimiz metin ve kampanya strateji desteği sunuyor.  Aynı zamanda email gönderimleri yaparak öne çıkan kampanyaları kullanıcılarımızla paylaşıyoruz. Bu maillerin metinlerinin hazırlanması ve ilgilenecek insanlara gönderilmesi için çaba sarf ediyoruz.
YG: Kültürel anlamda yurtdışı örneklerinden farklılaşacağını düşünüyor musunuz change.org üzerinden yürütülen kampanyaların?
UO: Aslında 18 ülkedeki on binlerce kampanyasıyla change.org yaşamın ve insanın olduğu yerde kaygıların da benzer olduğunu gösteriyor; hak ihlalleri, çevre kirliliği, eşitsizlik, yolsuzluk, zalimlik... Fakat ülkeden ülkeye zaman zaman sivrilen noktalar mutlaka oluyor. Örneğin; Hindistan’da temiz su kaynağı ihtiyacı için kampanya başlatılırken, bir Avrupa ülkesinde göçmen haklarına dair bir kampanya öne çıkabiliyor. Bizim ülkemizde nelerin öne çıktığını zamanla göreceğiz, fakat kendi kültürümüzü, sorunlarımızı, yaşantımızı ve beklentilerimizi yansıtan kampanyaların çıkacağı kesin.
YG: Son ama önemli bir soru, peki bu değirmenin suyu nereden geliyor?
Benim change.org’u tercih etmemdeki en önemli etkenlerden birisi gelir modeli. Change.org Sertifikalı Sosyal Şirket (B-Corporation) dolayısıyla elde ettiği geliri masraflar, hizmetin yaygınlaşması ve kalitesinin artması için harcıyor. Change.org, online aktivistlerle örgütlü sivil toplum kuruluşlarının bir araya gelmesini sağlıyor. Zaten dünyada da change.org faaliyetlerini sürdürmek için gerekli kaynakları bu yolla buluyor. ABD'de 12 milyon, İspanya'da 3 milyon, İngiltere'de 2 milyon change.org kullanıcısı var; mesela 3 defa bir çevre kampanyasına imza attığınızda Greenpeace'in reklamı geliyor; 'Bizimle iletişime geçmek ister misiniz?' diyen... Kişi kabul ederse email'i Greenpeace'e ulaştırılıyor; ortak bir çalışma sağlanıyor; kişi bağışta bulunursa bunun küçük bir oranı change.org'a hizmet bedeli olarak ödeniyor.' Henüz Türkiye’de başlamayan ama yakın zamanda geçmeyi umduğumuz bir sistemle sivil toplum kuruluşlarına destekçi kazandırıyor.
YG: Bilgiler için teşekkürler, anlaşılan önümüzdeki yıllarda change.org hem kampanya hizmetleri hem de sivil toplumu güçlendiren çalışmaları ile toplumsal ve ekolojik mücadelenin içinde güçlü ve yeni bir aktör olarak yerini alacak gibi görünüyor.




Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...