17 Mayıs 2012 Perşembe

Kampüste Mavi-Yeşil Bir Gün etkinliği gerçekleşti

 Betam (Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi) ve Bahçeşehir Üniversitesi Çevre Kulübü, “Kampüste Mavi-Yeşil Bir Gün”  etkinliğini 11 Mayıs Cuma 2012 günü gerçekleştirdi. BAU Çevre Mühendisliği bölüm başkanı Prof. Göksel Demir, BETAM araştırma görevlisi Burcu Ertunç ve Çevre Kulübü başkanı Eren Sulaoğlu, yaptıkları açılış ve hoş geldin konuşmalarında günün programını  anlatıp etkinliğe destek veren tüm kişi ve kuruluşlara teşekkür ettiler. Ardından BAU Çevre Mühendisliği öğretim üyesi Hatice Eser Ökten’in moderatölüğünde İstanbul Boğazı’nın niteliklerini anlamayı, kaybolan biyolojik çeşitliliğine dikkat çekmeyi amaçlayan “Boğaz’ımızda Kalmasın” başlıklı panel başladı.
Marmara ve Boğazlar’ı tanımıyoruz

Marem (Marmara Environmental Monitoring) proje lideri Levent Artüz, Marmara Denizi’nin özelliklerini anlatarak başladığı konuşmasında; Marmara ekosisteminin nasıl bozulduğunu örneklerle açıkladı. İstanbul'dan günde 2,5 milyon m3,  tüm Marmara Bölgesi’nden ise  günde tahmini toplam  14 milyon m3 atığın “derin deniz deşarjı” adı altında arıtılmaksızın Marmara Denizi’ine bırakıldığını söyleyen Artüz, ekonomik öneme sahip 124 tür balığın yok olduğunu belirtti.  Birçok araştırıcının yaptığı çalışmalara göre Marmara Denizi kökenli çift kabuklularda (midye-kum midyesi vb.) biyotoksin (biyolojik zehir) ve ağır metal birikimleri olduğunu ifade eden Artüz, “midye yiyeceğinize pil yiyin” diyerek, durumun ciddiyetine dikkat çekti. Panelin ikinci konuşmacısı Slow Food Fikir Sahibi Damaklar’dan Defne Koryürek, Marmara Denizi ve Boğazlar ile hergün temas halinde olduğumuzu ama bu coğrafyayı tanımadığımızı ve inanılmaz bir zulüm uyguladığımızı belirterek sözlerine başladı. Yakın geçmişte Marmara'da kürekleri birer peksimet gibi dişleriyle kemiren, kıran köpekbalıklarının, tekneleri alabora eden orkinosların yaşadığını belirten Koryürek, çocukluğunu geçirdiği Emirgan’da kovaların ve kaldırımlar lüfer ile dolu olduğunu hatırladığını söyledi. 
2011 yılında başlattıkları ve her Ekim ayının üçüncü cumartesisi düzenleyecekleri Lüfer Bayramı’nın bu coğrafyayı hatırlamak, bu coğrafyanın bize sunduğu bereketi idrak etmek ve onu korumayı yüreğimizden hissetmek için olduğuna değindi. Sütle ile ilgili tartışamalara da atıf yapan Koryürek, sadece balığa, süte değil coğrafyamızın tümüne bakabilmeliyiz diyerek sözlerini tamamladı. Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi araştırma görevlisi Serkan Köybaşı ise konuşmasında Boğaz’a yapılacak 3. köprüyü ele aldı. Orman Bölge Müdürlüğü’nün köprü yapımı için  2 milyon ağacın kesileceğini hesapladığı dönemde 2 milyon İstanbullu kampanyasını başlattıklarını belirten Köybaşı, 3. köprünün İstanbul’un nüfusunu artıracağını, ormanlık ve sulak alanları tahrip edeceğini örneklerle anlattı."1973'te ilk köprünün yapımı ile birlikte İstanbul’da plansız kentleşme başladı. 1. köprüden sonra Avrupa Asya arasında kıta değiştiren insan sayısı %4, araç sayısı %200; 1988’de yapılan 2. köprüden sonra kıta değiştiren insan sayısı %170, araç sayısı ise  %1180 arttı” diyen Köybaşı, 3. köprünün trafiği azaltmayacağını ve kendi trafiğini yaratacağını ifade etti. Köprüye alternatif olarak Marmaray ve Boğazray projelerine de değinen Köybaşı, 3. köprünün İstanbul nüfusuna en az 7 milyon kişiyi ekleyeceğinin hesaplandığını ve bununla doğal eşiğin aşılacağını kaydetti.   

Ekolojik Sofra ve Yeşil Buluşma

Panelin hemen ardından küçük çiftçi üretimini ve ekolojik tarımı desteklemek adına aracısız olarak temin edilen doğal gıdalar sofrasıyla güvenli gıda nedir, ne yiyoruz ve nasıl bir gıda sisteminin içindeyiz soruları, sohbet ortamında paylaşıldı. Çevre koruma alanında faaliyet gösteren kuruluşlarla bir araya gelinen 
Yeşil Buluşma etkinliğinde, sivil toplum örgütleri ve firmalar üniversitenin çalışan kadrosu ve öğrencileriyle buluştu . Doğa Derneği Ilısu Barajı’nın yapımına destek veren kuruluşlara dikkat çekerken, TEMA Vakfı ise sürdürülebilir orman kullanımı ve doğa korumasına yönelik bilgilendirme yaptı. Geleneksel köylü çeşidi tohumların ve biyoçeşitliliğin korunması konusunda faaliyet gösteren Emanetçiler Derneği faaliyetlerini ve uygulama alanlarındaki deneyimlerini katılımcılarla paylaşırken Buğday Derneği de yeni gönülllüleri ve üyeleriyle buluşma fırsatı  buldu. Atık pil çalışması yürüten TAP Derneği ve elektronik atık şirketi EXITCOM ise elektronik ve pil atığının toplanması konusunda bilgilendirme yaptı. BAU Çevre Kulübü, 2012 yılı Dünya Günü etkinlikleri çerçevesinde bilinçli ve aktif üniversite öğrencilerinin çevre bilincini arttırmak üzere kampüslerindeki çalışmalarını paylaştıkları bir girişim olan"MobilizeU" bünyesinde yapılan ve çoğunluğu ABD'den olmak üzere 51 ülkeden 298 üniversitenin katıldığı yarışma sonucunda 2. oldukları bilgisini katılımcılarla paylaştı. Yeşil iş ve yaşam dergisi EKO IQ da, Türkiye’de çevre yayıncılığının geçmişi ve bugünü hakkında buluşmaya gelenler ile tartışma imkanı buldu.

Yeşil Buluşma etkinliğine katılan Yeşilist Rehber ise gün boyunca buluşma alanına gelen herkesten doğayı korumak ve daha sağlıklı bir çevrede yaşamak için o günden itibaren günlük yaşamlarında bir şeyi değiştirmeleri için söz aldı. Bunu da standa gelenlerin, içlerine istedikleri alanda tutmayı vaad ettiği sözü yazabilecekleri pankartlar altında fotoğraflarını çekerek gerçekleştirdi. SEDONA’nın İSTANBUL Bisikleti’nin illustratörü ve aynı zamanda bisiklet aktivisti Aydan Çelik de bisiklet meraklılarıyla söyleşti.




14 Mayıs 2012 Pazartesi

Ermenistanlı – Türkiyeli Genç Çevreciler Çalıştayı


Bölgesel çevre sorunlarına gençlerin politika ve çözümler üretebilmesi için Ermenistan’dan Forum for the 21st Century Leaders adlı örgüt ile beraber çalışan Yeryüzü Derneği,  28 – 30 Mayıs 2012 tarihleri arasında, Aghveran / Ermenistan’da “Sürdürülebilir Çözümler: Ermenistanlı – Türkiyeli Genç Çevreciler Çalıştayı düzenliyor.
Türkiye ve Ermenistan’dan sivil toplum alanında çalışan genç çevrecileri bir araya getirecek çalıştay ile iki komşu ülkenin ortak paylaştığı çevre problemlerinin tartışılması amaçlanıyor. Üç gün boyunca hem tematik hem de pratik çalıştaylara katılacak olan gençler, iklim değişikliği, biyoçeşitlilik, enerji güvenliği, yeşil ekonomi ve sürdürülebilirlik konularını tartışacaklar. Başka iki ülke olmak üzere Karadeniz Havza’sındaki çevre sorunlarını masaya yatıracak olan katılımcıların, toplantı sonunda iki ülke için ortak çevre politikalarına dair bir bildiri yapmaları ve gençlerin çevre sorunlarının çözüm sürecine katılımına dair işbirliği çerçevesi belirlemeleri bekleniyor.

Çalıştay duyurusu ve başvuru formu için http://www.yeryuzudernegi.org/haberdetay.asp?ID=160

10 Mayıs 2012 Perşembe

Seyhan Ormanları İklim Değişikliğinden Olumsuz Etkilenecek!


Seyhan Ormanları İklim Değişikliğinden
Olumsuz Etkilenecek!

Doğa Koruma Merkezi ve Adana Orman Bölge Müdürlüğü yaptıkları ortak çalışma ile Seyhan Ormanlarının iklim değişikliğinden nasıl etkileneceğini ortaya koydular. Yapılan modelleme çalışmaları göknar ve sedir ormanlarında önemli riskler olduğunu gösterdi.

Doğa Koruma Merkezi ve Adana Orman Bölge Müdürlüğü 2010 ve 2011 yılları boyunca Birleşmiş Milletler Binyıl Kalkınma Hedefleri Fonu desteğiyle Seyhan Havzası’nda Orman Ekosistemlerinin ve Ormancılığın İklim Değişikliğine Uyum Sağlaması Projesi’ni yürüttü. Proje kapsamında Seyhan Havzasında bulunan ormanların iklim değişikliğinden nasıl etkileneceği coğrafi bilgi sistemleri ve modelleme çalışmaları kullanılarak tespit edildi.

Çalışmanın ilk aşamasında bölgedeki karaçam, kızılçam, göknar ve sedir ormanlarının dağılımları haritalandı. Bunu takiben Birleşmiş Milletler iklim uzmanları tarafından ortaya konan iklim senaryoları kullanılarak bu orman türleri için gelecekteki yaşam ortamı uygunlukları tespit edildi. Çalışmanın sonucunda her dört orman türünün de iklim değişikliğinden ciddi oranlarda etkileneceği ortaya çıktı. Çalışmanın temel sonuçları şöyle:

·         Seyhan Havzasındakikızılçam ormanlarınınbugün bulunduğu bölgelerin %56,2’lik bölümünün 2050 yılında artık kızılçamların yaşaması için uygun olmayacağı; karaçamlar için ise bu oranın %68,5 olduğu belirlendi.
·         Yine Seyhan Havzasında yaşayan göknar ve sedir ormanlarının durumunun daha kritik olduğu;havzadaki göknar ormanı bölgelerinin % 85,7’lik kısmının 2050 yılında bu tür için uygun olmayacağı; aynı oranın sedir ormanları için %93,1 olduğu öngörüldü.
·         Seyhan ormanlarını bekleyen bu değişimleri en az zararla atlatabilmek için ekosistem yönetimi yaklaşımına geçilmesi gerektiği ortaya kondu. Buna göre:
o        Ağaç türlerin daha uygun yerlere göç etmesini desteklemek ve bu süreci kısaltmak için ‘yardımcı göç’ mekanizmalarının kurulması,
o        Hem bitki hem de hayvan türlerinin göç mekanizmaları incelenip olası bariyerler kaldırılarak, koridorlar oluşturulması gerekli görülüyor.

Doğa Koruma Merkezi genel müdürü Dr. Uğur Zeydanlı yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Yaptığımız detaylı bilimsel çalışmalar gösterdi ki Seyhan Havzasında bulunan orman ekosistemleri yakın gelecekte iklim değişikliğinden ciddi ölçüde etkilenecektir. Bu değişikliğin görece hızlı olması ekosistemlerin değişime uyum sağlamasını zorlaştırmaktadır. Orman Genel Müdürlüğü ile birlikte yürüttüğümüz bu çalışmayı sadece teknik bir araştırma olarak ele almadık. Ormanların uyum kapasitesinin arttırılması için ormancılık açısından ne tür değişimler gerektiğinide bir öneriler listesi olarak ortaya koyduk. Orman Genel Müdürlüğü ile birlikte gerçekleştirilen bu projenin çıktılarının ilgili planlara aktararak uygulamaya geçirmesi Türkiye ormanlarının geleceği konusunda bizlereumut veriyor”.

 Daha fazla bilgi için:
Uğur Zeydanlı, Tel: (312) 287 40 67, (312) 287 81 44, e-posta: dkm@dkm.org.tr

Notlar:

1. Çalışmanın detaylarının yer aldığı raporun tamamına ulaşmak için: http://images.dkm.org.tr/2011/12/27/iklim-degisikligi-ve-ormancilik.pdf

2. Habere ait görsellere ulaşmak için: www.dkm.org.tr/galeri


8 Mayıs 2012 Salı

Kampüste Mavi-Yeşil Bir Gün


Yer: Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Kampüsü
Zaman:11 Mayıs Cuma 2012
Saat:11:30: 17:30

Betam (Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi) ve Bahçeşehir Üniversitesi Çevre Kulübü, "Kampüste Mavi-Yeşil Bir Gün" adı altında bir etkinlik düzenliyor. 11 Mayıs 2012 Cuma günü gerçekleşecek etkinlikte  İstanbul Boğazı'ndan doğal-ekolojik beslenmeye, çevreci sivil toplum faaliyetlerinden çevre yayıncılığına bir çok konu ele alınacak.

 Boğaz'ımızda Kalmasın

İstanbul Boğazı'nın niteliklerini anlamak, kaybolan biyolojik çeşitliliğine dikkat çekmek ve Boğaziçi'nin kültürel mirasını vurgulamak için "Bogaz'ımızda Kalmasın" başlıklı bir panel günün ilk etkinliği olacak. "Marmara Denizi, deniz olma özelliğini kaybediyor mu?" "3. Köprü İstanbul'da nasıl bir tahribat yaratacak?" "Boğaz’ın simge balıkları tükendi mi?" sorularına Marem'den Levent Artüz, Slow Food Fikir Sahibi Damaklar'dan Defne Koryürek ve Bahçeşehir Üniversitesi'nden Serkan Köybaşı’nın katılımıyla yanıtlar aranacak. Panel Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Kampüsü'nde A203 salonunda 11:30'da başlayacak ve moderatörlüğü   Bahçeşehir Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Hatice Eser Ökten üstlenecek.

 Ekolojik Gıda Sofrası

Gün içinde gerçekleşek bir diğer etkinlik ise Nisan 2011'de Bahçeşehir Üniversitesi'nde düzenlenen "Yerel, Ekolojik Gıda Sistemleri" panelinin devamı niteliğinde. Yöresel değerleri ,doğayı koruyan ve tarım geleneklerini yaşatmayı amaç edinen küçük üreticileri destekleyen bir SOFRA hazırlanacak. Üniversitenin bahçesinde düzenlenecek bu sofrada buluşmak tüm bu değerleri sahiplenmek ve gıda güvenliği konusunda son dönemdeki tartışmaları da ele almak adına bir fırsat olacak. Sofrada Bursa, Çanakkale ve İzmit gibi bölgelerden gelen ürünler paylaşılacak.

 Yeşil Buluşma


Kampüste Mavi-Yeşil Bir Gün'ün öğleden sonraki etkinliği,üniversitenin çalışanlarını ve öğrencilerini doğa koruma için çalışan sivil  toplum  örgütleri; çevre sorunlarına dikkat çekmek için çalışan yayıncıları ve geri dönüşüm alanında faaliyet gösteren kuruluşları ile bir araya getirecek olanYeşil Buluşma. Fazıl Say Salonu Fuayesi’nde gerçekleşecek olan buluşmada TEMA, Buğday Derneği, Doğa Derneği, EKO IQ, Sinek Sekiz, Emanetçiler, İstanbul Sedona, ExitCom, Ezici A.Ş., TAP ve Yeşilist açacakları standlarda organik tarımdan geri dönüşüme, çevre yayıncılığından iklim değişikliğine bir çok konuda yürüttükleri faaliyetleri paylaşacaklar.

Katılım herkese açık ve ücretsizdir. İletişim için 0212 381 04 83 / 0212 381 09 32

Facebook http://on.fb.me/maviyesil
Web:
 http://betam.bahcesehir.edu.tr/tr/?p=3076

2 Mayıs 2012 Çarşamba

EKO IQ'nun 17. sayısı çıktı


“Petrol ve Sonrası”

Petrol fiyatlarındaki artış genellikle ekonomik kriz bağlamında konuşuluyor ama bu durum bizi bir iklim değişikliğine doğru da götürüyor. Peki ya kapıda çok önemli bir fırsat varsa? Ya son gelişmeler yenilenebilir enerji rönesansının ve ekolojik tarımın habercisiyse? Metin Under 3. Sanayi Devrimi’nin müjdesini veriyor.    

Dünyanın Durumu 2012
Worldwatch Institute, Dünyanın Durumu 2012 Raporu’nun başlığını “Sürdürülebilir Refaha Doğru” olarak belirledi. Rio+20 Konferansı’nın da ana referans metinlerinden biri olan Rapor’un kapsamlı özeti EKOIQ’da.
Pastoral Senfoni ya da Botaniksever Fransız’ın Dönüşü
Rousseau’nun bundan 300 yıl önce “doğaya dönmeliyiz” dediği için taşa tutulduğunu biliyor musunuz? Peki, taşa tutanın Voltaire olduğunu? Heyzen Ateş anlatıyor…

Depresyonla Doğal Mücadele: Ekoterapi
Sayıları gittikçe artan bir grup psikolog, stres kaynaklı rahatsızlıkların doğadan uzaklaşmaktan kaynaklandığını ileri sürüyor. Reçete ise “ekoterapi” denen bir yöntem üzerinden hazırlanıyor: “Dışarı çık, doğayla bütünleş!”
Yurttaşları Sorumlu Yaşamaya Yönlendirme Ortaklığı: PERL 
Sorumlu Yaşam İçin Eğitim ve Araştırma Ortaklığı anlamına gelen PERL Ortaklığı’nda 50’nin üzerinde ülkeden 120 kurum yer alıyor.

Büyük kitap zincirlerinde, gazete ve dergi bayilerinde satışa sunulan EKOIQ, ayrıca internette, www.idefix.com , www.kitapyurdu.com ve www.hepsiburada.com adreslerinden de temin edilebiliyor

1 Mayıs 2012 Salı

Türkçe'ye çevrilen çevre kitapları

1973- 2012 yıllarında Türkiye'deki çevre politikası/ ekonomisi ile çevre hareketleri üzerine yayınlanan kitapları Türkiye Çevre Literatürü altında listeliyordum. Farkettim ki yabancı dillerden Türkçe'ye çevrilmiş kitapları dikkate almıyorum. Onun için bu sayfada onları derlemeye başlıyorum. 01 Mayıs 2012 itibariyle 1990-2012 arası çevrilmiş 18 kitap var.Görüş, eleştiri veya eklenmesini istediğiniz yayınları iletmek için yesilgundem@gmail.com adresinden iletişime geçebilirsiniz.


Düünya (2012) Bill Mc Kibben, Türkiye İş Bankası Yayınları. Çeviren Emel Anıl
Çocuklar için her yönüyle çevre kitabı (2012) Sheri Amsel, Arkadaş Yayınları. Çeviren: Can Sevinç
Çernobil Halk Mahkemesi (2012) Yeni İnsan Yayınevi, Çeviren Umur Gürsoy
Dünyanın Durumu 2011 (2011) Türkiye İş Bankası Yayınları. Çeviren: Ayşe Başçı
Ekoloji Cep Rehberi ( 2011) Ernest Callenbach, Sinek Sekiz Yayınevi, Çeviren: Egemen Özkan
Slow Food Devrimi (2011) Carlo Petrini, Gigi Padovani, Sinek Sekiz Yayınevi. Çeviren: Çağrı Ekiz
Permakültüre Giriş (2011) Bill Mollison. Sinek Sekiz Yayınevi. Çeviren: Egemen Özkan
Dünyayı Nasıl Tükettik? (2009) Lester R. Brown, İş Bankası Yayınları. Çeviren: Mehmet Fehmi İmre 
Ekolojinin Temel İlkeleri (2008) Eugene P. Odum, Garry W Barret,Palme Yayıncılık Çeviren: Kani Işık
Su Savaşları (2007) Vandana Shiva, BGST Yayınları. Çeviren:Ali K. Saysel
İslam ve Ekoloji: Bahşedilmiş bir Emanet ( 2007) Kolektif, Oğlak Yayıncılık, Nurettin Elhüseyni
Çalınmış Hasat (2006) Vandana Shiva, BGST Yayınları. Çeviren: Ali K. saysel
Çevre Etiği- Çevre Felsefesine Giriş (2006) Josepf R. Des Jardins, İmge Yayınları. Çeviren: Ruşen Keleş
Ekoloji ve Postmodernliğin Sonu (2004) George Myerson, Everest Yayınları. Çeviren: Ebru Kılıç
Eko-Ekonomi (2003) Lester R. Brown, İş Bankası Yayınları. Çeviren: A. Yeşim Erkan
Savunmasız Gezegen: Çevrenin Kısa Ekonomik Tarihi (2002) John Bellamy Foster, Epos Yayınları. Çeviren: Hasan Ünder 
Go! Ekolojik  Diktatörlük (1998) Dirk C. Fleck, Ayraç Yayınları, Çeviren Zehra Aksu
Toplumsal Ekolojinin Felsefesi Diyalektik Doğalcılık Üzerine Denemeler (1996) Murray Bookchin, Kabalcı Yayınevi. Çeviren: Rahmi G. Öğdül
Üçüncü Dünya Ülkelerinde Çevre ve Kalkınma (1993) Avijit Gupta, Kabalcı Yayınevi. Çeviren: Şükrü Alpagut
Çevre ve Üçüncü Dünya (1990) Jan Mansvelt Back, Endülüs Yayınları. Çeviren Kadir Canatan


24 Nisan 2012 Salı

İki yeni kitap


26 yıl önce, düşman, 26 Nisan 1986 Cuma gece yarısından sonra Ukrayna’nın Kiev kentindeki 30 bin nüfuslu Pripyat kasabası yakınlarındaki Çernobil Atom santralinin 4 numaralı reaktörünü patlattı; bir-iki saat içinde Pripyat’ı ve hızla bütün Ukrayna, Belarus ve Rusya’yı işgal etti. Daha sonra Doğu Avrupa’ya ve 4 Mayıs gece yarısı Türkiye’ye havadan saldırdı ve 5-6 Mayıs 1986’da, yağan yağmurla birlikte özellikle Marmara ve Edirne çevresini ardından Batı ve Doğu Karadeniz’i karadan-havadan işgal etti.

Bu kez düşman, işgal biçimi ve süresi daha önce görülmemiş biçimdeydi. İşgalden, en fazla çocuklar, ama en çok da işgalden 0-6 yıl önce doğanlarla, 0-6 yıl sonra doğacaklar etkilendi. Çünkü işgalci, çocukların derilerine ve akciğerlerine ve anneleri onlara hamile iken tükettikleri “ota, süte, ete/umuda, hürriyete”; açık havada yetişen tüm besinlere, süt ürünlerine ve çaya yıllarca radyasyon yağdırdı. Çocukların kemik iliklerini, tiroid bezlerini ve işgal ettikleri tüm ülkelerin erkekliğini ve kadınlığını yıllarca radyasyon bombardımanına tuttu, hâlâ tutuyor. Ve şimdi bu çocuklar 20-32 yaşında ve işgalin hâlâ sürdüğünü bilmedikleri için düşmanın karargâhını Akkuyu’ya ve Sinop’a kurmasını isteyenleri iktidara getiriyorlar.

Ey Çernobil gençliği! Ve sizlerin atom bombası denemeleri kuşağı anne ve babalarınız!

Bu kitap, sağlığınızı, çevrenizi ve insan haklarınızı rehin alanların ve sizi radyasyon tutsağı
yapanların geçmişte size yaptıklarını ve bundan sonra yapacaklarını görmenizi, bilmenizi,
anlamanızı ve onları vicdanlarınızda yargılamayı amaçlamaktadır.

Çernobil Halk Mahkemesi
Çeviren :Umur Gürsoy
Yeni İnsan Yayınevi
Nisan 2012
298 Sayfa
18 TL
 Yeşil Ekonomi
Editörler. Ahmet Atıl Aşıcı – Ümit Şahin

Yetmişlerin başında “Büyümenin Sınırları” raporu yayınlandı. Rapor basit bir soruya cevap arıyordu: Büyüme ya da kalkınma daha ne kadar sürdürülebilir?

Raporun bu basit ama önemli soruya verdiği cevaplar, geride kalan 40 yılda birer kehanet gibi gerçekleşmeye başladı. Ancak görmeyen gözlere, duymayan kulaklara bu kehanetler hala ulaşamıyor. Neyse ki kendini yarınlardan sorumlu tutan insanlar hâlâ var!

Yeşil ekonomi, bir ekolojik sıçrama öngörüyor. Dünyanın biyolojik kapasitesi, insanların büyüme arzularını karşılamıyor. Bugün her insan gelişmiş Batı ülkeleri kadar tüketseydi 3 dünyaya daha ihtiyacımız olurdu. Bu tüketim toplumu hala sürdürülebilir mi?

Sorular bitmiyor: Yeşil ekonomi bir çıkış yolu mu? Yoksa yeni bir ütopya mı? Kapitalizmi yeşile boyamak mı? Yoksa kapitalizmden çıkış için gereken ekonomik dönüşümün başlangıcı mı? İhtiyaçlarımızın ne kadarı gerçek? Mutluluk ekonomisi mümkün mü?

Elinizdeki derleme bu soruların cevaplarını ararken Türkiye’de alanında yayımlanan ilk  kitaplardan biri olma özelliğini taşıyor. Kitap teoriyi, somut politika önerileriyle birleştiriyor.
İTÜ’de öğretim üyesi olan iktisatçı Ahmet Atıl Aşıcı’nın ve yeşil düşünce alanında önde gelen düşünürlerden biri sayılan Fransız iktisatçı Alain Lipietz’in yazıları yeşil ekonomi ve yeşil yeni düzenin teorik ve tarihsel arka planını ele alırken, Avrupa Yeşilleri’nin yeşil ekonomi üzerine hazırladığı yazılar somut, uygulanabilir ve reformcu politik önerilerin içerdiği olanakları gösteriyor.
Önsöz:YükselSelek
Sunuş: Ümit Şahin

Yeşil Ekonomi
Editörler. Ahmet Atıl Aşıcı – Ümit Şahin
Yeni İnsan Yayınevi
Nisan 2012
8 TL.

20 Nisan 2012 Cuma

80 yıllık sera gazı emisyonlarımız

Türkiye'nin sergazı emisyonu  milyon ton (1930-2010)


Kaynaklar: UNFCCC;CIADC, populstat, ONU, AFP, TÜİK

13 Nisan 2012 Cuma

AB-Türkiye İklim İşbirliği

13 Nisan 2012 Cuma günü RENA ( Katılıma Yönelik Bölgesel Çevre Ağı) - İklim Çalışma Grubu evsahipliğinde "AB-Türkiye İklim Konusunda İşbirliği: Fırsatlar, Faydalar ve Zorluklar" başlıklı seminer İstanbul'da The Marmara'da gerçekleştirildi. RENA Türkiye ve diğer AB aday ülkelerine AB'nin iklim ve çevre politikaları ile mevzuatının uyumlaştırılması konularında destek sağlıyor. Örneğin Türkiye'de Katılım Öncesi mali Yardım Aracı-IPA desteğiyle sera gazı izleme mekanizması uygulanmasında işbirliğine başlanmış.

Toplantının sabah oturumlarına katılamadım. Dolayısıyla Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar ve Avrupa Komisyonu İklim Değişikliği Komisyoneri Connie Hedegaard'ı dinleyemedim.Bakan Bayraktar'ın konuşmasını Yeşil Ekonomi, Hedegaard'ın konuşmasını da NTVMSNBC haberleştirmiş. Hedegaard dün akşam Tüsiad, Müsiad, Tuskon ve İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği temsilciler ile görüşmüş.İş dünyasının aktörlerinin iklim politikalarına nasıl baktığı tartışılmış. Bu görüşme necip basınımıza henüz yansımadı.

Öğleden sonra ilk oturumu Çevre ve Şehircilik Bakanlığı altında faaliyet gösteren Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü'nden Genel Müdür Recep Şahin açtı. Şahin, sunumunda kısaca Türkiye'nin iklim müzakerelerindeki konumuna değinip İklim Değişikliği Ulusal Eylem Planı'nın (İDEP) bir özetini yaptı. Planda hiçbir sayısal sera gazı indirim hedefi olmaması, planın en çok eleştirilen taraflarından biriydi.Tüdef Haziran 2011'de  "Çevre Bakanlığı İklimi Öldürmesin" başlıklı bir raporla İDEP'e yönelik eleştirilerini kamuoyu ile paylaşmıştı. Sunumda yenilenebilir enerjilerin %30 oranında arttırılması mı yoksa %30'a mı çıkarılması konusunda bir karşıklık vardı. Günün sonunda Enerji Bakanlığı'ndan bir yetkili bunu birincil enerjide değil de elektrik üretiminde yenilenebilir enerji payının %30 olacağını belirtti ve salondan gelen sorular üzerine bu oranın büyük bölümünün HES'lerden geleceğini söyledi. Son oturumda da TEMA Vkfı Genel Müdürü Serdar Sarıgül, HES'lerin artık yenilenebilir enerji kategorisinde değerlendirmemek gerekitğini çünkü bu enerjinin yarattığı tahribatın büyük olduğunu belirtti. Genel Müdür Şahin'in konuşmasında dikkatimi çeken bir noktada da kentsel dönüşümün enerji verimliliği anlamında fırsatlar sunabileceği, yanılmıyorsam konutlarda %50 enerji tasarrufu sağlanabileceğini belirtti. Kanımca Türkiye'nin önümüzdeki 10 yılına damga vuracak ve oldukça sorunlu hayata geçebilecek kentsel dönüşümü bu perspektifle kabul edilebilir kılmak mümkün olur mu göreceğiz.

Oturumun ikinci panelisti Avrupa Komisyonu İklim Eylemi Bölüm Direktörü Laurence Graff Avrupa Birliği'nde Emisyon Ticareti sistemini anlattı. Emisyon ticareti sisteminin AB emisyonlarının %50'sini kapsadığını ama her sektörde aynı şekilde etkili olamadığını söyledi.  Emisyon ticareti sistemi sayesinde 2010'da 2005'e göre emisyon izinlerinde %8'lik bir azaltım olduğu ama resesyonun da bunda etkili olduğunu belirtti. AB'nin Türkiye ile karşılıklı, bölgesel ve uluslararası düzeylerde işbirliği yapabileceğini ifade ederek sözlerini tamamladı.Ardında sözü Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İklim Değişikliği Dairesi Başkanlığı Şube Müdürü Mehrali Ecer aldı. Ecer, özetle Türkiye'nin karbon piyasalarında deneyiminin sınırlı ama beklentisinin büyük olduğunu söyledi. Türkiye'de ilk kez 2005 yılında gönüllü piyasalarda karbon ticareti projesi gerçekleştiğini 2010'da da Karbon Kayıt Sistemi'nin başlatıldığını ifade etti. Türkiye'de yapılan 178 projeden 103'ünün HES'ler üzerinden yapılması HES karşıtlarının HES'lerin sadece enerji için değil karbon ticareti için de yapıldığını savunmalarını doğrular nitelikteydi. Ecer, sera gazı emisyonlarının takibi hakkında taslak bir yönetmelik hazırlandığını, 2500 tesisin sera gazı izleme ve raporlama sistemine tabi tutulacağını anlattı. 2019'a kadar AB ile mevzuat uyumunun tamamlanacağı, uygulama ise ancak üyelik ile başlanacağını ifade etti. Son panelist İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği genel sekreteri Engin Güvenç'ti. Özel sektörü iklim değişikliğe ile mücadeleye ortak etmek için yeni yatırım ve istihdam alanları ve teşvikler tanımlanması gerektiğine değinen Güvenç, enerji ve atık sektöründeki şirketlerin iklim alanında öncülük yaptıklarını ama diğer sektörlerin de buna dahil edilmesi gerektiğini söyledi. Özel sektör enerji verimliliği, karbon piyasaları gibi fırsatları gördüğü ölçüde yeşil ekonomiyi benimsiyor. Şirketlerin yeni kar alanları görmedikçe iklim politikalarına katılmayacakları aşikar.

Son panelde AB temsilcileri, Çevre ve Şehircilik ve Enerji Bakanlığı'ndan yetkililer ve TEMA temsilcisi vardı. TEMA Genel Müdürü Serdar Sarıgül, Türkiye'nin vakit geçirmeden sera gazı emisyonu hedefi koyması gerektiğini ifade etti. Vakıf web sitesinde bu toplantı ile ilgili açıklama yayınladı ve ayrıca 24 Nisan 2012'de iklim değişikliği ile ilgili İstanbul'da bir toplantı düzenlediklerini ilan etti.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...