12 Kasım 2010 Cuma

Kizirnos Dereleri Satılık Değildir!



Trabzon Araklı'nın Kayacık köyü pek çok bölge gibi HES tehditi ile karşı karşıya.Karadeniz’de yapılması planlanan 700 den fazla HES projesinin asıl amacının enerji üretmek değil suların sirketlerin ticari metasi haline getirilmesi olduğu herkes tarafından bilinen bir gerçek.,,

Kayacık Köyü Dayanışma Platformundan;

TRABZON ARAKLI KAYACIK KÖYÜ HES PROJESİ.
Şirket adı: Yüceyurt Enerji Üretim Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti
Yapım yeri: Araklı Kayacık köyü

Yukarıda bilgileri verilen şirket, köyümüzde yaklaşık bir yıldan bu yana çalışmalarını sürdürmektedir. Şimdi bu projenin baştan bu noktaya kadar geliş hikayesini anlatacağım.

Bundan yaklaşık üç sene önce yaylamızın deresine bir ölçüm cihazı konuldu. Biz bu cihazın bu denli bir katliamın başlangıcı olduğunu anlayamadık. Sadece bu deremizden ufak borularla içme suyu temin edileceğini sandık. Daha sonra bundan yaklaşık bir yıl önce köyümüze iş makineleri geldi ve yol yapımına başlandı. Köylü, bu makineler nedir nereden geldi dendiğinde ise, Bu devlet tarafından verilmiş bir hizmettir ve köyümüzün ve yaylamızın yolları genişletilecek ve onarılacaktır diye koca bir yalan söylendi.

Şirketin çalışmaları hızla devam etti ve köy halkı yavaş yavaş bunun bir devlet hizmeti değil tamamen farklı bir durum olduğunu anlamaya başladı. Ve işte tamda bu noktada Araklı Akp ilçe başkanı MUSTAFA TEKİNBAŞ sahneye çıkıverdi. Kayacık köyü vatandaşı olan Akp Araklı ilçe başkanı MUSTAFA TEKİNBAŞ adeta köyün muhtarlığını yapmaya başladı ve köy muhtarı İDRİS AKYILDIZ ve ağzaları kendi himayesine aldı. Araklı Akp ilçe başkanı Mustafa Tekinbaş, Yüceyurt Enerji şirketinin ayak işlerini yapmakla, köylüyü susturmakla ve köyde çıkacak her hangi bir ayaklanmayı önlemekle görevlendirildi. Köy muhtarı İdris Akyıldızın misyonu ise; Akp ilçe başkanı olan Mustafa Tekinbaşın uşaklığını yapmak oldu ve bu kapsamda bir muhtarın düşmeyeceği en alçak durumlara düştü. Sözde köy muhtarı ve ağza, bir komisyon oluşturdu ve yaylada merası, otlağı, çayırı zarar gören vatandaşların zararı neye göre ölçüldüğü belli olmayan bir şekilde tespit edildi ve tamamen illegal bir şekilde para dağıtıldı.

Para dağıtılma olayı tamamen bir komediydi. Gariban bilgisiz cahil köylüyü kandırmak çok zor olmadı. Çayırı merası otlağı yıkılan vatandaşa ortalama birer milyar ödendi. Biraz sesi çok çıkan kabadayı köyün ileri gelenlerine susmaları için daha fazla paralar ödendi, bunların hepsi bellidir ıspatı açıktır. Ve bu şekilde proje inşaatı gün geçtikçe ilerlemeye devam etti. Biz tabi gelişmeleri takip ediyorduk ve gurbetten köye gelir gelmez hemen çalışmalara başladık.

KAYACIK KÖYÜ DAYANIŞMA PLATFORMU'nu oluşturduk ve bu projenin yanlışlarını zararlarını ve nasıl kandırıldıklarını köylüye anlatmaya çalıştık. Ve gördük ki köylü bu işe çoktan karşı ve bu işe dur diyecek bir lider bekliyorlar. Ve biz gençler olarak örgütlendik ve bu işi üstlendik. Büyük bir imza kampanyası başlattık ve çok sayıda imza toplayarak avukatımız SİBEL SUİÇMEZ hanımefendi ile yasal işlemler hakkında görüşmeye başladık. Çalişmalarmız ilerledikçe ses getirmeye başladık ve muhalif kesimin büyük rahatsızlık duyduğunu gördük. Ve nihayetinde proje sahibi şirketin ayak işlerini yapan Akp ilçe başkanı Mustafa Tekinbaş bizimle ısrarla görüşme talep etti. Görüşme talebine yanıt vermedik ve nihayetinde kendisi bizzat ayağımıza gelerek bizimle görüştü. Görüşmemizden olumlu bir netice alamadı ve görüşme esnasında bütün çirkinliklerini ortaya koydu. Kararlı olduğumuzu ve bu yoldan dönmeyeceğimizi kendisine söyledik ve bu şekilde görüşmemiz sonlandı. Çalışmalarımız aralıksız devam etmektedir. Basın açıklamalarımız oldu tv ve gazetelerde. Halkı bilinçlendirme, örgütleme ve basını bilgilendirme kapsamında bazı düşüncelerimiz bulunmaktadır. Bu düşüncelerimizin ilki, bu işe gönül vermiş diğer dernek ve örgütlerle irtibata geçerek bu örgütlerin köyümüze gelerek bize destek vermeleridir. Tepki amaçlı konser veren grupların köyümüze gelerek burada beraber konser verme isteğimizin oldugunu da belirtmek istiyoruz. Bir diğer husus köyümüzdeki bu doğa katliamının hayvanlara verdiği zarardır. Yaylamızda yaşamakta olan geyiklerimiz bu projeden son derece etkilenmektedirler. Yuvarlanan kayalar geyiklere çarpmakta ve geyiklerin yaralanmalarına hatta ölmelerine ve diğer geyiklerin yaşam alanlarını terk etmelerine sebebiyet vermektedir.

Sonuç olarak işin genel durumu bu şekildedir. Mücadelemiz sonuna kadar devam edecektir. Bu yolda mahkeme dışında dahi ne gerekiyorsa bütün yollara girişeceğimizi belirterek saygı ve sevgilerimizi sunarız.
.................

Geçtiğimiz günlerde Kayacık köyünde gençler, HES karşıtı pankart astıkları için gözaltına alınmışlardı.

Araklı-Kayacık köyünde gerçekleşecek olan, kitlesel basın açıklamasına kültürüne, deresine ve yaşamına sahip çıkan herkesi bekliyoruz.

Çevre illerin destekleri ile, Kayacık köyü "kayalık" olmayacak.

KAYACIK KÖYÜ DAYANIŞMA PLATFORMU

Kitlesel Basin Aciklamasi
Tarih: 19 Kasım 2010 Cuma 14:00
Yer: Trabzon Araklı / Kayacık Köyü




11 Kasım 2010 Perşembe

Sizin balık kaç santim?

Greenpeace Akdeniz, bugün duyurduğu yavru balık projesi ile denizlerimizin geleceğini tehlikeye atan yavru balık avı ve satışının durdurulması için çağrıda bulundu. Greenpeace gönüllüleri, Beşiktaş Balık Pazarı’nda, balıkçılara ve tüketicilere dağıttıkları balık boyları cetvelleri ile, herkesi bu kampanyaya katılmaya davet etti. www.kacsantim.org adresini ziyaret ederek de kampanyaya destek verilebiliyor.

Greenpeace Akdeniz, 2007’de de hazırladığı balık boyları cetveli ile tüketiciyi yasal boylar konusunda uyararak, avlanırken bunlara bile uyulmadığını anlatmıştı. Denizlerde balık stokları hızla tükenirken, bir kez bile yumurtlayamamış balıkların, yani yavru balıkların avlanması ve satılmasının acilen durdurulması için yaptığı çağrıyı yineliyor. Greenpeace'in, bu kez yayınladığı ve tüketiciye dağıttığı cetvelde ise, varolan bilimsel verilere dayanan en önemli ticari türlerin üreme boylarına yer veriliyor. Önerilen boylar, bilim insanlarının en önemli ticari türlerin üreme ve bilinen stok durumlarına bağlı olarak önerdiği minimum avlanma boylarından oluşuyor. Gelecekte de denizlerimizde balık olmasını istiyorsak, yasal avlanma boylarının bilimsel verilere dayanması şart.

Greenpeace Akdeniz Denizler Kampanyası Sorumlusu Banu Dökmecibaşı “Yetişkin bir balık, her yumurtlamada binlerce yavru verir, oysa ona en az bir kez bu şansı vermeden avlarsak soyu tehlikeye girer. İşte bu nedenle, balık stoklarının aşırı ve kontrolsüz avlanma sonucu hızla azalması, endüstriyel balıkçılığın henüz yavru olan balıkları hedeflemelerine neden olmaktadır. Bu da tüm stokların yakın zamanda tükenmesine neden olacaktır, yani yavru balık avlanmaya ve satılmaya devam ederse yakın zamanda denizlerimizde balık kalmayacak. Biz bu projeyi balıkçılığın denetimsiz ve plansız olarak büyümesini ve artan yasadışı avlanmayı durdurmak için hayata geçirdik. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın, yasal avlanma boylarını bilimsel verilere göre değiştirerek, yavru balık avını ve satışını denetlemesini ve bir an önce önemli türlerin yumurtlama ve gelişme alanlarının koruma altına alınmasını talep ediyoruz” dedi.

Balığını ölçtün mü?
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın yayınladığı suürünleri sirkülerinde pekçok ticari türün avlanma boyları gerçek üreme boylarına kıyasla son derece küçük kalmakta. Örneğin, Bakanlığın sirkülerinde lüferin avlanma boyu 14 cm verilmişken aslında bu balığın üreme boyu en az 20 ila 25 cm dir. Bazı türlerin bilinen stok durumları o kadar risk altında ki, üreme boyuna erişen bireylerin yumurtlaması çok önemli. Aynı şekilde kalkan için yasal avlanma boyu 40 cm, ancak bilimsel olarak üreme boyu 42-44 cm. Ancak stokları kötü durumda olduğu için Greenpeace min 45 cm öneriyor. Greenpeace, tüketicileri, http://www.kacsantim.org/ sitesinde de yer alan önerilen balık boyları sayesinde doğru balık tüketimi konusunda bilinçlendiriyor.

Dökmecibaşı, “Denizlerimiz kirlilik, iklim değişikliği, yabancı türlerin artması, kıyısal yapılaşma, trol ve gırgır avcılığı gibi pekçok tehditle karşı karşıya. Tüm bu veriler, ilgili yaptırım ve yasaların acilen ciddi olarak uygulanmasının ve daha da genişletilerek önlemler alınmasının gerekliliğini kanıtlıyor. Aksi takdirde deniz kaynaklarının tükenmesi ile hem en değerli besin kaynaklarımızdan birini kaybedeceğiz, hem de yaşamı buna bağlı olan insanların, öncelikle balıkçıların geleceğini yokedeceğiz. Tarım Bakanlığı, acilen sürdürülebilir balıkçılık politikaları geliştirmeye ve uygulamaya başlamalı. Bunun için de tüketicileri yavru balık almamaya ve tüketmemeye çağırıyoruz” diye ekledi.

Fotoğraflar: Caner Özkan
Daha fazla bilgi için: http://www.kacsantim.org/

Banu Dökmecibaşı, Greenpeace Akdeniz Denizler Kampanyası Sorumlusu, 0 532 263 11 14 bdokmeci@greenpeace.org
Deniz Sözüdoğru, Greenpeace Akdeniz İletişim Sorumlusu, 0 532 324 32 04 dsozudog@greenpeace.org

9 Kasım 2010 Salı

EKOIQ’nun 6. sayısı çıktı!

Yeşil İş ve Yaşam Dergisi EKOIQ’nun 6. sayısı çıktı. Bu sayıda bulabileceğiniz bazı dosya ve yazılar şöyle:

· İMKB Sürdürülebilirlik Endeksi Kapıda. İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği Genel Sekreteri Engin Güvenç, müjdeyi veriyor: İMKB Sürdürülebilirlik Endeksinin 2012’de işlemde olacak.
· Petrol Kumardır… BP felaketi sonrasında Meksika Körfezi’nde çekilen fotoğraflar felaketin vahametini ortaya koyuyor. Felaketin gerçek bilançosu ise hâlâ bir sır.
· Biyoyakıt Karın Doyurur mu? Altına hücum Bush döneminde başladı. Tartışmalar hâlâ devam ediyor. Yoksa biyoyakıtlar küresel bir gıda krizini mi tetikliyor?
· Yeşil Üniversite Nasıl Olur? Üniversite kampusları da yeşilleniyor. Peki, Türkiye bu konuda neler yapıyor?
· Sürdürülebilir Ulaşım Mümkün! Sürdürülebilir Ulaşım Merkezi-Türkiye Direktörü Sibel Bülay, İstanbul, Antalya, Adapazarı ve Kocaeli’de yürüttükleri projeleri EKOIQ dergisiyle paylaştı. .
· Ekstremofilik Mikroorganizmalar ve Global Enerji Dengeleri. Mikroskobik organizmalar küresel enerji sorununu nasıl çözer? Marmara Üniversitesi Endüstriyel Biyoteknoloji ve Sistem Biyolojisi Bölümünden Ebru Toksoy ve ekibi anlatıyor.

Türkiye’deki en güncel sürdürülebilirlik ve çevre yatırımları da gene EKOIQ sayfalarında yer alıyor. İstanbul, Ankara, Adapazarı ve Kocaeli’de yürütülen sürdürülebilir ulaşım projeleri, Marmara Üniversitesi Biyoteknoloji ve Sistem Biyolojisi Bölümü tarafından yürütülen Ekstermofilik mikroorganizmalardan enerji üretme çalışmaları, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kadın Koordinasyon Merkezi tarafından yürütülen Geri Dönüşüm Atölyesi ve kampuslarını yeşilleştiren Türk üniversiteleri EKOIQ sayfalarında yer alıyor.

Büyük kitap zincirlerinde, gazete ve dergi bayilerinde satışa sunulan EKOIQ, ayrıca internette, http://www.idefix.com/ , http://www.kitapyurdu.com/ ve http://www.hepsiburada.com/ adreslerinden de temin edilebiliyor.

Daha fazla bilgi için:

Barış Doğru (Genel Yayın Yönetmeni) baris@ekoiq.com
Tel: (0216) 412 72 13 /118

Balkan Talu (Editör) balkan@ekoiq.com

Abonelik için:
Neslihan Öztürk
Tel: (0216) 412 72 13 /111-112
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...