2 Nisan 2014 Çarşamba

Rio+20 Sonrası Enerji ve Çevre İlişkileri Çalıştayı


Rio+20 Sonrası Enerji ve Çevre İlişkileri Çalıştayı
Workshop on Energy and Environment Nexus after Rio+20
İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi, 10 Nisan 2014
Fatma Altınbaş Konferans Salonu

Program
09.30 - 10.00      Kayıt ve Çay-Kahve İkramı  / Registration and Tea-Coffee Service
10.00 – 11.40     Fosil Yakıt Teşvikleri / Fossil Fuel Subsidies
Ø  Açılış Konuşması / Welcome Speech (Yıldırım Üçtuğ, Rector)
Ø  Fossil Fuel Subsidies in the Context of Rio+20 (Stamatios Christopoulos, UNDP Europe and the CIS, Bratislava Regional Centre)
Ø  Renewable Energy and FFS: Challenges and Opportunities in South-East Europe (Giovanna Christo, UNDP Europe and the CIS, Bratislava Regional Centre)
Ø  Identifying and Quantifying FFS: An International Literature Review (Sarah Challe, PSIA Sciences Po, Paris)
Ø  Exploring Fossil Fuel Subsidies in Turkey (Sevil Acar, Istanbul Kemerburgaz University)
11.40 - 12.00       Soru – Cevap / Questions & Answers

12.00 - 13.15      Öğle yemeği / Lunch
13.15 - 13.30      Çay-Kahve İkramı / Tea-Coffee Service

13.30 - 14.50      İklim Değişikliği ve Enerji / Climate Change and Energy
Ø  İklim Değişikliği Müzakereleri ve Ülke Politikaları (Vesile Kulaçoğlu, Boğaziçi Üniversitesi)
Ø  Türkiye'de iklim değişikliği ve enerji (güvenliği) (Ömer Lütfi Şen, İstanbul Teknik Üniversitesi)
Ø  The effect of financial incentives in promoting wind energy in Turkey (Yıldız Arıkan, Bahçeşehir Üniversitesi)
Ø  Türkiye'de Kuraklık (Mehmet Levent Kurnaz, Boğaziçi Üniversitesi)
14.50 - 15.10       Soru – Cevap / Questions & Answers

15.10 - 15.30      Çay-Kahve İkramı / Tea-Coffee Service

15.30 – 16.30     Türkiye’de Enerji ve Ekolojik Açıklar / Energy and Ecological Deficits in Turkey
Ø  Türkiye Enerji Görünümü, Sorunlar ve Çözümler, Nisan 2013 (Oğuz Türkyılmaz, TMMOB MMO Enerji Çalışma Grubu Başkanı)
Ø  Which deficit matters most: Current account or biological deficit? (Ahmet Atıl Aşıcı, İstanbul Teknik Üniversitesi)
16.30 - 17.00       Soru – Cevap / Questions & Answers

27 Mart 2014 Perşembe

Yerel Seçimler, Kent Sözleşmeleri ve Çevre Hareketleri

İstanbul Sözleşmesi'nden
Ulusal siyasetin gündeminin yerel siyasetin üzerindeki etkisinin çok büyük olduğu bir dönemden geçiyoruz. Yerel sorunların artarak katlandığı, rant ve imar yolsuzluk iddalarının ayyuka çıktığı bu dönemde  toplumsal hareketlerin ve sivil toplum örgütlerinin kent ve doğa bağlamında yerel seçimlere müdahil olmaya çalıştıklarını gözlemliyoruz. 

Bu müdahil olma kanallarını, adaylar üzerinde baskı oluşturma ve denetim yaratma mekanizmalarını iki bölümde değerlendirebiliriz. Birinci grupta “Kent Sözleşmeleri”ni ikinci grupta da çeşitli toplumsal grupların süre giden kent-doğa mücadeleleri çerçevesinde adaylar üzerinde oy baskısı oluşturmak için düzenledikleri kampanyaları sayabiliriz.

Kent Sözleşmeleri 

İstanbul ve İstanbul’dan uyarlanarak İzmir,Antalya ve Batman; Rize; Eskişehir ve Mersin’de örneklerini gördüğümüz kent sözleşmelerini Gezi direnişinin bir dinamiği olarak değerlendirebiliriz. Bu sözleşmelerin ağırlık verdiği konular katılımcılık başta olmak üzere şeffalık ve hesap verebilirlik ve yerindenlik. Merkezi vesayetin kaldırıldığı, yurttaşların tabandan örgütlenip karar mekanizmalarına katılabildiği, inanç, kimlik, parti ayrımı olmaksızın herkesi kent hakkına sahip olabildiği bir yönetim anlayışını oluşturmak sözleşmelerin ortak noktası.  Farklı gruplar sözleşmeleri kaleme alıp yaygınlaştırabiliyor. İstanbul’da bir grup yurttaş ve uzman; Eskişehir’de Kent konseyi, Esyo, Eskişehir küçük Millet Meclisi ve Sivil toplum örgütlerinin ortaklaşa oluşturdukları Eskişehir'e Sahip Çıkıyoruz Platformu; Rize’de Saadet Partisi belediye başkan adayı Prof.Dr. Mehmet Bekaroğlu ile birlikte bir grup Rizeli sözleşmeleri hazırlayıp imzaya açtılar. Her ne kadar seçim öncesi sürece yoğunlaşılsa da seçilen adayların taahhütlerini veya genel anlamda yerel yönetimleri takip etmek, denetlemek ve kentsel bir hareket yaratmanın da mücadelenin bir ayağı olduğu vurgulanıyor. İmzacı belediye başkanı adaylarına ve ulaşılan siyasi partilere bakıldığında genelde CHP, HDP/BDP ve az da olsa MHP gözlemleniyor. Aşağıda sözleşmelerden belli başlı örnekleri bulabilirsiniz. Bunların hangi koşullarda ortaya çıktığı, nasıl oluşturulduğu , hangi toplumsal gruplarca üretildiği ve kullanıldığı,şehirler arasında nasıl yayıldığı, hedefleri ve başarı kriterlerinin araştırılması gerekiyor. 

Kent talanına oy yok 

İkinci grupta doğa ve kent mücadelelerinden belirli grupların adaylara ve seçmenlere yönelik çalışmalarını ele alabiliriz. Bu grup kendi içinde üçe ayrılabilir. İlk olarak özellikle büyükşehirlerde kentsel dönüşümden etkilenen semt/mahalle dayanışmalarının oluşturduğu kampanyalar var. İstanbul Sarıyer ilçesine bağlı Derbent, Kazım Karabekir Paşa, Armutlu, Ferahevler içinde olmak üzere toplam on iki mahallesinden yurttaşlar arazilerinin kendilerine toplu devri için bir taahhütname kaleme aldılar.  Arazilerin toplu devri için CHP’li Sarıyer Belediye Başkan Adayı Şükrü Genç, HDP Sarıyer Eş Başkan Adayı Önder  Birol Bıyık, TKP Büyükşehir Belediyesi Başkan Adayı Aydemir Güler, İşçi Partisi ve Büyük Birlik Partisi adayları taahhütnameyi imzaladı.

Aynı minvalde Kartal-Maltepe-Pendik Dayanışması, yerel seçim öncesi belediye başkan adaylarına yönelik rantı değil toplum yararını gözeten, katılımcı bir kent politikası için çağrıda bulundu.  Cevizli Tekel fabrikası, Yunus Çimento Fabrikası gibi alanların tasfiyesiyle birlikte bu sanayi alanlarında çalışan işçi mahallelerinin de kentin çeperlerine itildiğini savunan dayanışma konut ihlaline vurgu yaparak yerel yönetimlerin kamu ve toplum yararını odağına almasını talep etti.

Derelerin Kardeşliği'nden başkan ve muhtar adayları 

İkinci olarak çevre mücadelelerinin yerel seçimlerde aday göstermesi veya mücadelelerini desteklemeyen adaylara oy verilmemesine yönelik kampanyalar var. DEKAP adına yapılan çağrıda, “HES’lere, madenlere, nükleere ve benzeri projelere karşı çevre ve yaşam mücadelesi verenler, yerel seçimlerde başta köy ve mahalle muhtarlıkları olmak üzere, belde, ilçe ve il belediye başkanlıkları, belediye ve il genel meclisi üyelikleri için adaylıklarını gündeme almalıdır!" deniliyor.  Doğu Karadeniz'de 7 ilçe ve onlarca mahallede Derelerin Kardeşliği Platformu (DEKAP)  mücadelesi içinde yer alan isimler aday oldu. CHP'den ve ÖDP'den belediye başkanlıklarına aday olan Karadenizliler'in önem verdiği diğer bir yönetsel kademe de muhtarlık.HES'lerin  ÇED sürecinde  önemli görev üstlenen muhtarların seçilmelerinde HES karşıtı olup olmamaları sonucu etkileyebiliyor. 

“Nükleer tehlikeye karşı çıkmayana oy yok”


NKP'nin yerel seçimler için hazırladığı afiş
Nükleer Karşıtı Platform, Mersin ve Sinop başta olmak üzere Türkiye’de başlattığı “Nükleer tehlikeye karşı çıkmayana oy yok” kampanyasını sürdürüyor. Nükleer karşıtlarının sesinin yerel yönetimlerde duyulmasına  ihtiyaç olduğunu belirten NKP’nin çağrısını Mersin’de MHP adayı Burhanettin Korkmaz, CHP adayı Macit Özcan ve BDP adayı Sibel Yiğit nükleer santrale karşı irade beyanı verirken AKP adayı Mustafa Sever henüz imzalamadı. 

Son kategoride ise çevreci sivil toplum kuruluşlarının adaylara ve seçmenlere yönelik yürüttüğü kampanyalar var. TEMA Vakfı, yerel yönetimlerin Anayasa'da ile garanti altına alınan “sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşam hakkı” konusunda çok önemli bir rol oynadığından hareketle 2014 yılında belediye başkan adaylarına taleplerini tarım arazilerinin korunması; doğal ve kültürel kimliklerin korunması; yeşil alanların korunması başta olmak üzere 14 madde halinde iletiyor. 

2009 yılında yani bir önceki yerel seçimde Greenpeace  İstanbul Büyükşehir Belediyesi bağımsız başkan adayı olarak tasarlanan "Seyfi Solukal" isimli bir hayali kahraman yaratmış ve belediye başkan adaylarını Türkiye’de planlanan 47 kömür santraline karşı birleştirmek ve iklimi koruyan yerel politikalar geliştirilmesini sağlamakya çalışmıştı. Siyasi parti farkı gözetmeksizin tüm belediye başkan adaylarına imzaya açılan "Güneş için Belediye Başkanları Bildirgesi"ni 34 belediye başkan adayı imzalamıştı. Ayrıca başkan adaylarına  iklim konusunda politika geliştirmelerine yardımcı olması için bir kılavuz hazırlanmıştı. 


Yrd. Doç. Dr. Barış Gençer Baykan

Yeditepe Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü



“ İstanbul’un gelişimi, yönetimi ve geleceği ile ilgili kararlar konusunda söz ve sorumluluk sahibi olmak istiyoruz. Kentimize sahip çıkıyoruz ve İstanbul’u yönetmeye aday olanlardan da İstanbul’a sahip çıkmalarını talep ediyoruz. Aday hangi partiden olursa olsun, aşağıda açıkladığımız temel ilkelere uygun çalışmasını sağlamak için birbirimize söz veriyoruz.”
CHP’nin Büyükşehir Belediye Başkanı adayı Mustafa Sarıgül, HDP Büyükşehir Belediye eşbaşkan adayları Sırrı Süreyya Önder ve Pınar Aydınlar ve MHP Büyükşehir Belediye başkan adayı İstanbul Sözleşmesi’ni imzalamış. HDP’nin 38 ilçe eşbaşkan adayı (neredeyse ilçelerin tamamı-İstanbul 39 ilçe), MHP’nin sadece Şişli adayı ve CHP’nin Kadıköy,Adalar ve Şişli adayları imza vermişler.


Biz sözleşmeyi imzalayanlar olarak Rize’nin yönetimi ve geleceği ile ilgili kararlar konusunda söz ve sorumluluk sahibi olmak istiyoruz. Şehrimizin yönetimi için seçilecek aday hangi partiden olursa olsun, aşağıda açıkladığımız temel ilkelere uygun çalışmasını talep ediyoruz.
  • Şehrin yönetiminde şeffaflık ve denetlenebilirlik esas olmalıdır.
  • İnsanlara hizmetin her aşamasında adalet ve eşitlik ilkesi gözetilmelidir.
  • Yöneticiler, şehirde yaşayanların paydaş olduklarını bilerek halkın, mahaller ve ilimizle ilgili tüm kararlara katılımını sağlamalıdır.
  • Rize Sözleşmesi- Kelime Bulutu
  • Rize, bölük pörçük projelerle değil, doğal, tarihi, sosyo-ekonomik, mimari ve insani tüm değer ve özelliklerini bir bütün olarak düşünen, çevre-insan dengesini merkezine alan planlarla yönetilmelidir. Şehrin tüm paydaşları, uzmanlar, sivil toplum kuruluşları ve üniversitelerin dahil olduğu katılımcı bir süreçle bu planlar düzenli aralıklarla güncellenmelidir.

“Her Eskişehirlinin yaşadığı şehir ile ilgili kararlara aktif olarak katılma, bilgi alma ve denetleme hakkı vardır. Yerel yönetimler belediye hizmetlerini dil, din, inanç, mezhep, etnik köken, cinsel yönelim, kimlik ve siyasi parti ayrımı yapmaksızın tüm Eskişehirlilere eşit ve adil bir şekilde sunmakla sorumludur. Yerel yönetimler Eskişehir’in tarihi, mimari ve kültürel kimliğini korumalıdır. Yerel yönetimler sürdürülebilir bir kentleşme için, yenilenebilir enerji kaynakları, bilinçli tüketim, organik ürünlerin teşviki ve çevre dostu geri dönüşüm konusunda çalışmalar yapmalıdır.


“Bu sözleşmeyi imzalayanlar olarak İzmir’in gelişimi, yönetimi ve geleceği ile ilgili kararlar konusunda, söz ve sorumluluk sahibi olmak istiyoruz. Kentimize sahip çıkıyoruz ve İzmir’i yönetmeye aday olanlardan da İzmir’e sahip çıkmalarını talep ediyoruz. Aday hangi partiden olursa olsun, aşağıda açıkladığımız temel ilkelere uygun çalışmasını sağlamak için birbirimize söz veriyoruz.

19 Mart 2014 Çarşamba

2014 Kent Bahçeleri Başvuruları Başladı

Her yıl olduğu gibi, mart ayının gelmesiyle Yeryüzü Derneği 2014 yılı kent bahçeleri başvurularını almaya başladı. 

Derneğin açıklaması şöyle:

İstanbul'un dört bir bucağında projemize başvuran meraklılarla bahçeler kuracağız. Yeryüzü Derneği Kent Bahçelerinden esinlenerek yazan Elif Şafak'a kulak verelim: "Henüz yeterince kişi bu konuda bilinçlenmiş olmasa da, nüfusun giderek kentlerde yoğunlaştığı Türkiye’nin geleceğinde bu tür girişimler hayati kıymet taşıyor. “Kent Bahçeleri projesiyle; evsel atıklardan kompost üretilip, gübre olarak bahçeye verilmesiyle, şehir çöplüklerinin vaktinden erken dolması önlenecek. Kente gelen sebze-meyve miktarı azaldığı için, daha fazla fosil yakıtın kullanılmasına gerek kalmayacak. İklim değişikliğinin önlenmesine katkı sağlanacak, çocuklar ve gençler toprakla tanışacak, hasat nedir öğrenecek…” Doğrusu, benim bu projeyi önemsememin bir başka sebebi var. Toprakla uğraşan, bir bitkiyi sabırla, özenle yetiştirmeyi öğrenen insanın yüreğinin de yumuşayacağına inanıyorum. Ruhumuza da iyi gelecek.


23 Aralık 2013 Pazartesi

Öğrenci Kongresi'nde Kentleşme ve Çevre Sorunları

XI. Ulusal Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Öğrenci Kongresi,  bu yıl Yeditepe Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleşiyor. 24-25-26 Nisan 2014 tarihleri arasında yapılacak olan kongre, Yeditepe Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü tarafından düzenleniyor.
Kongre sunumları,  her yıl olduğu gibi sosyal bilimlerin çeşitli alanlarında belli bir temaya dayanan bildirilerden oluşacak. Yaklaşık 30 üniversiteden 150 katılımcının beklendiği kongrede Siyaset Bilimi, Yönetim BilimiKentleşme ve Çevre Sorunları ve Uluslararası İlişkiler alanlarının altında küreselleşmeden siyasi partilere; kamu yönetimi  reformlarından sosyal belediyeciliğe; kentleşmeden çevre yönetimine; AB- Türkiye İlişkilerinden Arap Baharı’na pek çok konu masaya yatırılacak. Üç gün sürecek olan kongrenin ilk iki gününde eş zamanlı oturumlar düzenlenecek. 
Kentleşme ve Çevre Sorunları başlığı altında şu konularda bildiri bekleniyor:
Türkiye’de Kentleşme Analizi, Sürdürülebilir Toplumlar ve Kentler,  Kent Hakkı ve Kent Hareketler,  Kentsel Çevrede Stratejik Karar Mekanizmaları,  Kentsel Dönüşüm,  İklim Değişikliği ve Kentler, Çevre Yönetimi ve Sürdürülebilirlik,  Yeşil Belediyecilik, Sürdürülebilir Atık Yönetimi,  Uluslararası Çevre Sözleşmeleri, Çevrenin Yerinden Yönetimi,  Çevre Hareketleri, AB Çevre Politikası, AB Uyum Sürecinde Türkiye’de Çevre Politikaları,  Yerel Çevre Eylem Planlaması,  Gecekondu-Varoş-Kapalı Site, Sürdürülebilir Ulaşım, Kentleşme ve Konut Politikası: TOKİ, Doğal Afetler ve Yönetimi, Küreselleşmiş Dünyada Kent,  Kent ve Ekonomik Sektörler, Çevreci Örgütler, Türkiye’de Nükleer Enerji Tartışmaları: Mersin-Akkuyu ve Sinop Nükleer Santralleri. 
Bildiri özetlerinin gönderilmesi için son tarih  15 Ocak 2014
Katılım ile ilgili detaylar için http://ulusalsbkykongresi.yeditepe.edu.tr/

9 Aralık 2013 Pazartesi

III. Alternatif Medya Şenliği 14 Aralık'ta

   
       2011’de yine başka bir medyayı konuşmak için toplanmıştık ama o zamandan bu yana çok şey değişti.
 Bu yaz gözlerimizle gördük: Kaldırım taşlarının altında kumsal, tutsak bir medyanın ardında özgür bir medya ve özgür bir dünya var.

Gezi Parkı’nda başlayarak tüm Türkiye’ye yayılan olayları ana akım medya Antartika’dan izlese de, yurttaş gazeteci yerinden takip etti. Yine bir sivil direnişte, yine tüm dünya haberleri yurttaş gazetecilerden ve gönüllü muhabirlerden aldı. 
Ana akım medya alternatifleşti, alternatif medya ana akımlaştı. Milyonlarca ziyaretçi alan siteler, canlı yayın sayfaları bunun en bariz örneği!
“Direnişte medya ne yaptı?” “Medyada devrim nasıl olur?” gibi soruları bu şenlikte tartışacağız. Belki de altenatiflerin bir arada olduğu bir devrim gerçekleşecek;  “Alternatif Medya Platformu”nu tartışacağız…

 “Alternatifin de alternatifi olur mu?” sorusunun cevabını  ise meshnet, canlı yayın ve “özgür” sosyal medya atölyelerinde öğreneceğiz
Her şey bu kadar alternatif giderken, şenliğimizi otelde panellerle yapacak halimiz yoktu tabii. Şenliğin düzenine de gezi bulaştı, Don Kişot Sosyal Merkezi’ndeki bu şenlikte konuşmacı yok.  Her yer serbest kürsü!
Taşları kaldırıp, altındaki özgür dünyaya ayak basmak için Yeşil Gazete ve Yeşil Düşünce Derneği çağrıcılığında 14 Aralık’ta, Kadıköy Don Kişot Sosyal Merkezi'nde bekliyoruz.
Siz de minderlerinizi, kupalarınızı kapın, Kadıköy – Yel değirmenine, İşgal Evi’ne gelin! Çaylar bizden. 
Şenlikte yerinizi almaya hazırsanız tanıtım standınızı açabilirsiniz, kendi atölye çalışmalarınızı yapabilirsiniz ve şenlik gönüllüsü olabilirsiniz. Bir alo demeniz veya mail atmanız yeterli.

Twitterdan takip etmek için: @senliklimedya

İletişim: 0536 471 48 46 / 0554 762 61 92











4 Kasım 2013 Pazartesi

Doğa çocuklar için bir ihtiyaç!

 TEMA Vakfı tarafından Milli Eğitim Bakanlığı ve Türkiye Okul Öncesi Eğitimini Geliştirme Derneği işbirliğinde yürütülen Minik TEMA Eğitim Programı; 2012- 2013 eğitim-öğretim döneminde İstanbul Kalkınma Ajansı tarafından desteklendi. Proje kapsamında İstanbul’da 500 okulda, 1.142 sınıftaki 29.800 çocuğa doğa eğitimleri verildi.
·         Türkiye’de bu ölçekte ilk defa yaptırılan Doğa Çocuk İlişkisi Araştırması’na göre okul öncesi çocukların %91’i yaşadığı yerlerde hayvanlar ve bitkiler daha fazla olsaydı daha mutlu olacağını belirtilirken, 7-17 yaş grubunun %76’sı doğaya ve doğada yaşayan canlılara karşı sorumluluk hissediyor
·         Minik TEMA İstanbul Eğitim Programı kapsamında hedeflenen 15 kazanım; programın etki ve verimliliğinin ölçülebilmesi ve çocuklardaki gelişmelerin takip edilebilmesi için eğitim öncesi ve eğitim sonrası olmak üzere öğretmenler tarafından değerlendirildi. Eğitimden sonra her bir kazanım bazında öğrencilerin çevreyle ilgili farkındalık oranlarının en az %90’a çıktığı görüldü. Bazı kazanımlarda bu oran %98’e yükseldi.
·         Öğretmenler; Minik TEMA Programı’na katılan öğrencilerin yaratıcılıklarının geliştiğini, neden-sonuç ilişkisi kurduğunu, farkındalıklarının arttığını, heyecan duyduğunu, nesnelere karşı daha dikkatli olduğunu, eğlendiğini, merak ettiğini, ilgilendiğini, doğaya karşı duyarlı olduğunu, ilgilendiğini, doğaya karşı duyarlı olduğunu, empati kurma becerisinin geliştiğini belirtti.

Doğa Çocuk İlişkisi Araştırması; Doğa çocuklar için bir ihtiyaç!

TEMA Vakfı’nın İSTKA desteğiyle 2.500 çocukla gerçekleştirdiği Doğa Çocuk İlişkisi Araştırması okul öncesi ve ilkokul- ortaokul- lise yaş grupları olmak üzere iki ayrı araştırma olarak yapıldı. Araştırma; doğanın çocuklar için bir ihtiyaç ve çok iyi bir öğrenme ve gelişme ortamı olduğunu ortaya koydu.

Doğa Çocuk İlişkisi Araştırması Genel Bulgular
·         Çocuklar boş zamanlarında en çok televizyon izliyor, alışveriş merkezlerine gidiyor.
·         Parkta oynayan, doğayla ilişkisi olan çocukların çoğu ise bilgisayar oynamıyor, internete girmiyor.
·         Erken yaşta doğa eğitimi almış çocuklar büyüdüklerinde doğa dostu, çözüm odaklı ve kendine güvenen bireyler oluyor.
·         Çocuklar en çok parkta mutlu oluyor ve okullarında en çok bahçe görmek istiyor.
·         Çocuklar yaşam tarzları ile doğa sorunları arasındaki ilişkiyi kuramıyor.
·         Annenin ilgisi ve eğitim düzeyi arttıkça çocukların doğayı koruma isteği ve farkındalığı artıyor.
·         Hem evinin bahçesi hem de evinin yakınlarında park bulunan çocukların; %73’ü parkta oyun oynuyor, %53’ü alışveriş merkezlerine gitmiyor.
·         Evinin yakınında park olanların %79’u alışveriş merkezlerine gitmiyor.
·         Evlerine yakın bahçe ya da park bulunmayan çocukların, %57’si parkta oynamıyor, %40’ı doğa yürüyüşü yapmıyor.
·         Parkta oyun oynayanların % 81’i boş zamanlarında internete girmiyor.
Okul Öncesi Çocuklar Özelinde Yapılan Araştırma Sonuçları
·         %69’u boş zamanlarında en çok televizyon izliyor.
·         %62,7’si kendini parkta-doğada daha mutlu hissediyor.
·         %78,6’sı yakınlarında park olmasını talep ediyor.
·         Evinin yakınında park olanların %79’u alışveriş merkezlerine gitmiyor.
·         %77’si toprakla oynamayı seviyor.
·         Parkta oyun oynayanların % 81’i boş zamanlarında internete girmiyor.
·         %91’i yaşadığı yerlerde hayvanlar ve bitkiler daha fazla olsaydı daha mutlu olacağını belirtiyor.
İlkokul – Ortaokul ve Lise yaş grubu Özelinde Yapılan Araştırma Sonuçları
·         %66,7’si boş zamanlarında en çok televizyon izliyor.              
·         %72’si yaşadığı yerlerde hayvanlar ve bitkiler daha fazla olsaydı daha mutlu olacağını belirtiyor.
·         %76’sı doğaya ve doğada yaşayan canlılara karşı sorumluluk hissediyor.
·         Annenin ilgisi ve eğitim düzeyi arttıkça çocukların doğaya olan ilgisi artıyor.
·         %62’si sosyal medya kullanıyor.

·         Bilgisayar başında oynayan öğrenciler parklardan, doğadan uzaklaşıyor.

16 Ekim 2013 Çarşamba

Çılgın Projeler Konferansı

Program Akışı

26 Ekim, Cumartesi

10:00-10:15 Açılış Konuşmaları
Helene Flautre, AP Yeşil-EFA Grubu Milletvekili, Türkiye-AB Karma Parlamenterler Komitesi Başkanı
10:15-10:40 Ana Konuşma
Paolo Prieri, Mega Projeler Ağ Koordinatörü
“Gereksiz ve Empoze edilmiş Projelere karşı Forum Oluşturma: Tarihsel bir Gereklilik”

10:40-11:00 Kahve Arası

11:00-12:30 Panel: Türkiye ve Avrupa’daki Mega Projelere bir bakış
Türkiye’deki Çevre İhitlaflarını daha iyi anlamak: Bir Haritalama Örneği
Begüm Özkaynak, Cem İskender Aydın, Pınar Ertör Akyazı, Irmak Ertör Boğaziçi
Üniversitesi Politik Ekonomi Çalışma Grubu
Lisa Ariemma, Yüksek Hızlı Tren Karşıtı Hareket, Italya
Codruta Nedelcu, Association ARIN, Romanya
Daniel Popov, Bankwatch and Centre for Environmental Information and Education, Bulgaria

12:30-13:30 Öğle Arası

13:30-14:15 Kanalİstanbul Projesi: Bilimsel bir karşı görüş
Cemal Saydam, Hacettepe Üniversitesi
Ethem Gönenç, İstanbul Üniversitesi

14:15-15:45 Türkiye’deki Çılgın Projeler Işığında Kentsel Dönüşüm
Cihan Uzunçarşılı Baysal, Kent Hareketleri
Çare Olgun Çalışkan, Kuzey Ormanları Savunma Platformu
Uğur Dündar, Mimar Sinan Üniversitesi
Korhan Gümüş, Taksim Platformu

15:45-16:00 Kahve Arası

16:00-18:00 Panel ve Tartışma: Kalkınmacı Gündem ve Yeşil Cevaplar
Cengiz Aktar, Gazeteci, YSGP DK Üyesi
Fikret Adaman and Bengi Akbulut, Boğaziçi Üniversitesi, Politik Ekonomi
Çalışma Grubu
Haluk Levent, Galatasaray Üniversitesi, YSGP DK Üyesi
Ahmet Atıl Aşıcı, İstanbul Teknik Üniversitesi, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi
Sedat Kalem, WWF-Türkiye

27 EKİM, Pazar
Yer: Taksim Hill Hotel

10:00-10:20 Karar Alma Süreçlerine Halkın Katılımı
“AB’de Vatandaş İnisiyatifi: Demokratik Süreçler ve Kurumsal Cevaplar”
Olga Kikou, Yunan Yeşil Partisi, Yunan Yeşil Enstitüsü

10:20-12:00 Panel ve Forum: Ekolojik bağlamda yıkıcı projeleri nasıl durdurabiliriz?
Hande Atay -Çevre ve Ekoloji Hareketi Avukatları(ÇEHAV), Ekoloji Kollektifi
Yakup Şekip Okumuşoğlu, Çevre ve Ekoloji Hareketi Avukatları (ÇEHAV)
Oya Ayman, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi, Doğa Hakları Çalışma Grubu
Murat Güvenç, İstanbul Şehir Üniversitesi
Fidanka Bacheva-McGrath, CEE Bankwatch Ağı
Kostas Loukeris , Yunan Yeşil Partisi, Yunan Yeşil Enstitüsü

12:00-13:00 Öğle Arası

13:00-15:30 Panel ve Söyleşi: Türkiye’de Çılgın Projeler ve Çevre Gazeteciliği
Moderatör: Pelin Cengiz, Gazeteci

Mehveş Evin, Milliyet
Gürhan Savgı, Zaman/Aksiyon
Utku Zırığ, IMC TV-Yeşil Bülten
Filiz Yavuz, Serbest Gazeteci
Seçkin Ürey, Habertürk
Güray Öz Tekin, Cumhuriyet
Serkan Ocak, Radikal
Yonca Poyraz Doğan, Today’s Zaman


15:30-15:45 Kahve Arası

15:45-16:30 Genel Değerlendirme ve Kapanış
Konferansın sonu
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...