17 Ağustos 2009 Pazartesi

Haftanın yeşil gündemi



  • BODRUM Ekolojik Tarım ve Yaşamı Destekleme Derneği’nin önderliği ve denetiminde, Konacık Belediyesi’nin desteğiyle Bodrum Organik Gıda Halk Pazarı 5 Ağustos Çarşamba günü Konacık Belediyesi yanı Büyük Çadır'da kuruldu. Derneğin kurucu üyelerinden Bihter Mutlu, sadece yaz ayları için değil kış aylarında da her çarşamba organik pazarın kurulacağını belirtti.
  • MAÇAHEL, Ağustos ayında önemli etkinliklere ev sahipliği yapıyor. Türkiye'de suyun akılcı kullanımı konusunda çözüm önerileri üretmek isteyen sivil toplum kuruluşları ilkini 27-28 Haziran 2009’da İstanbul Haliç Üniversitesi’nde düzenledikleri Arama Konferansları’nın ikincisini Maçahel Vakfı'nın davetiyle 14 Ağustos 2009 tarihinde Macahel'de yaptılar. Konferans'ta Doğu Karadeniz'in farklı vadilerindeki HES projeleri ve Hasankeyf, Munzur, Allinoi, Uluabat Gölü gibi pek çok alanı tehdit eden baraj projelerine karşı bu alanların korunması için harcanan çabalar ve edinilen tecrübeler paylaşıldı.Ayrıca Macahel Vakfı’nın düzenlemekte olduğu sempozyumlar serisinin 2.si, 15 Ağustos 2009’da Organik Tarım konusunda yapıldı. Sempozyuma bilim insanları, yöredeki işletmeciler ve üreticiler ve ilgili kamu kurumlarındaki yöneticiler katılarak Macahel’de Organik ürün ve bal üretimi konusunda bilgiler sunacaklar. Sempozyum içerisindeki sunumların yanısıra yöredeki üreticiler ve teknik insanların birlikte belirlenecek konuları değerlendirecekleri çalıştay yapıldı. Ayrıntılar için http://www.macahel.org.tr/

  • GREENPEACE siber-eylem ile sesini duyurma hazırlığında. Türkiye’de nükleer santral kurulmasını istemeyenler için internet sitelerinden Bakanlar Kurulu üyelerine ulaştırmak üzere şu çağrıyı hazırladılar. “Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’nun, Atomstroyexport- Inter RAO- Park teknik konsorsiyumunun teklifini teknik kriterler açısından yeterli bularak onayladığını öğrendim. Şimdi son kararı verecek olan sizlersiniz. Bir vatandaş olarak, nükleer enerjinin Türkiye’nin enerji konusundaki ihtiyaçlarını karşılamadığını düşünüyorum. Eğer nükleer santral teklifini kabul ederseniz, Türkiye’nin hem çevresel hem de ekonomik bir felakete doğru yol almasına neden olacaksınız. Enerjide dışa bağımlı olmayan, iklimin korunması için çalışan bir Türkiye için temiz ve çevre dostu bir enerji sistemi oluşturmak istiyorsanız yenilenebilir enerji kaynaklarına ve enerji verimliliğine yatırım yapmalısınız". Katılım için: http://www.greenpeace.org.tr/

15 Ağustos 2009 Cumartesi

Ömerli Saklıköy Organik Eğitim Gezisi



Yeşiller Partisi Tarım Çalışma Grubu Ekolojik Tarım Eğitimleri başlıyor.

Nedir şu ekolojik tarım? Bir ekolojik çiftlik neye benzer? Ben de yapmak isterim de nasıl?diyorsanız 23 Ağustos Pazar günü buyrun gelin. Bir ekolojik tarım çiftliğinde anlatıp söyleşecek, üretimi içinden göreceğiz. Eğitimimiz bir ekolojik çiftlikte olacağı için gelirken kendinizi rahat hissedebileceğiniz mevsimlik kıyafetler giymeyi ihmal etmeyin. Tercihen açık ayakkabı ile gelmeyin ve mümkünse çorap giyin. Güneş gözlüğü ve kullanıyorsanız ilaçlarınızı unutmayın.


(İSTANSUL) ÖMERLİ - SAKLIKÖY
EKOLOJiK TARIM ÇİFTLİĞİ
23 AĞUSTOS PAZAR 2009
ÜCRET: 30 Lira
Son Başvuru Tarihi: 18 Ağustos 2009
Detaylı bilgi ve kayıt için:
0 212 244 77 80 veya
yesillertarim@gmail.com

10 Ağustos 2009 Pazartesi

Altın Madeni İşltemesi ve Siyanür Gerçeği

Maden Köyü Çevre Platformu tarafından düzenlenen "Altın Madeni İşletmesi ve Siyanür Gerçeği" konulu panele ilgi büyük oldu. Yöneticiliğini Türkiye Çevre Platformu Sekreteri A. Oktay Demirkan'ın yaptığı panelde Yüksek Jeoloji Mühendisi Tahir Öngür; Siyanür Liçi yöntemiyle yapılan altın madeni işletmeciliğin çevre ve insan sağlığına yapacağı zararları dile getirdikten sonra özelde Maden Köyü, Hasangazi köyü ve çevresinin jeolojik yapısını anlatarak burada siyanür kullanılmasının çevre köylerle sınırlı kalmayacağını ve çok geniş bir bölgeyi etkileyeceğinin altını çizdi.Yüksek Jeofizik Mühendisi Erhan İçöz Siyanürle yapılan altın madenciliğinin yaşanan sorunlarını dile getirdikten sonra Bergama Ovacık ve Kaz Dağları mücadelesinden örnekler verdi.Dr. Sadun Bölükbaşı Siyanürle yapılan altın madenciliğinin bölgede kullanılan her türlü içme ve kullanma suyunu ve akasuları kirleteceğini, siyanür kullanımı sonucu ortaya çıkacak olan ağır metallerin insan ve çevre sağlığına zarar vereceğini, kıs dönemde akut zehirlenmelere uzun vadeded ise farklı kanser türlerine neden olacağını ayrıntılı olarak anlattı.
8 Ağustos Cumartesi günü Ulukışla Hasangazi Köyü Düğün Salonunda Saat 13.00'de başlayacan panele yöre halkında yaklaşık 500 kişi izleyci olarak katıldı ve konuşmacıların sözleri "Susma Haykır Altına Hayır" Siyenürle Altına Hayır" sloganlarıyla kesildi. Maden Köyü Çevre Platformu sözcüleri mücadelelerini Altıncı şirket yöreyi terk edene kadar; TÜRÇEP, İÇAÇEP, DAÇE çevre platformlarıyla birlikte bilgilendirme, bilinçlendirmenin yaygınlaştırılması ve hukuk mücadelesi ekseninde sürdüreceklerini ifade ettiler.

Rana Arıbaş-Turçep Basın Sekreteri

8 Ağustos 2009 Cumartesi

Haftanın yeşil gündemi



Mersin Nükleer Karşıtı Platform Sözcüsü Sabahat Aslan, Akkuyu’da kurulması planlanan nükleer santrale karşı 9 Ağustos tarihinde Gülnar ilçesine bağlı Büyükeceli Beldesi’nde miting düzenleyeceklerini bildirdi. http://www.mersinnkp.com/



Genç Yeşiller, Trakya bölgesinin en önemli ekolojik sorunlarindan biri olan Ergene nehrindeki endüstriyel kirliliğe dikkat çekmek için iki gün boyunca hem yürüdüler hem de pedal çevirdiler. İstanbul’dan yol çıkan ve Tekirdağ’da bir basın açıklaması yapan Genç Yeşiller, Ergene Nehri’ne atılan sanayi atıklarının hem insan yaşamını hem de doğal yaşamı yok ettiğini vurgulayarak; bu durumu durdurup değiştirmek için, başta Trakya’da yaşayanlar olmak üzere herkesi hareketlenmeye çağırdı.

Dünya Kuş Gözlem Günü, Dünya Kuşları Koruma Kurumu'nun (BirdLife International) üyeleri tarafından gerçekleştirilen çeşitli etkinliklerle her yıl ekim ayının ilk hafta sonu tüm dünyada kutlanan bir etkinlik. Türkiye'de Doğa Derneği'nin koordinasyonunda 2000’li yılların başından bu yana çeşitli etkinliklerle kutlanan ve gelenekselleşen Dünya Kuş Gözlem Günü, bu yıl 3-4 Ekim 2009 tarihlerinde kutlanacak. http://www.dogadernegi.org/

28 Temmuz 2009 Salı

Yeşil Gündem Twitter'da



Yeşil Gündem'i artık Twitter üzerinden de takip edebilirsiniz. 140 karakterde Türkiye'nin ve dünyanın çevre gündemi .

27 Temmuz 2009 Pazartesi

Sinek Sekiz'den Ekoloji Serisi

Türkiye'de çevre yayıncılığının gelişmesi, yeni yayınevlerinin sektöre girmesi, yazarların/okurların çoğalması ve çevre tartışmalarına altyapı sağlayacak yerli/yabancı yayınların artması çok önemli. Bu alanda hazırlıklarına devam eden Sinek Sekiz Yayınevi'nden İrem Çağıl Tütüncü ile bir e-söyleşi gerçekleştirip hayata geçirmek istediklerini sorduk.
1. Sinek Sekiz Yayınevi’nin nasıl ortaya çıktığını ve geliştiğini anlatır mısınız.
Şu anda yayıma hazırlanmakta olan kitapların çoğunu yayınevini kurmadan önce okumuş ve edindiğimiz bilgilerin hayatımıza getirdiği olumlu değişiklikleri tecrübe etmiştik. Yabancı dillerde yazılmış olan içeriğin başkaları için de gerekli olabileceğini hissettiğimiz için küçük ve bağımsız bir yayınevi kurmaya karar verdik. 2008’in Eylül ayından beri Ekoloji ve Go literatüründeki önemli eserlerin okuyucusuna ulaşmasına aracı olmaya çalışmaktayız.

2. Ekoloji üzerine yayınlar yapmak zorlu bir iş. Sinek Sekiz Yayınevi bu zorlukları nasıl aşacak?

Ele aldığımız konunun yayıncılığı zorlaştıracak özel bir yanı olduğunu düşünmüyoruz. Hatta bu konuda Türkçe’de çok az kaynak olması bir avantaj olarak bile görülebilir. Benzer bir durum Go oyunyla ilgili kitapları için de geçerli. Kökeni 4000 yıl öncesine ve uzakdoğuya uzanan Go, ülkemizde de yaklaşık 20 yıllık bir geçmişe, iyi oyunculara, bir derneğe ve düzenli yapılan turnuvalar sahip. Fakat gelin görün ki oyuncuların kendilerini geliştirmeleri için başvurabilecekleri kaynaklar nerdeyse yok denecek kadar az.
Bu noktada karşı karşıya olduğumuz asıl zorluğun, yayın yapacağımız konulardan çok, büyük yayıncılık ve dağıtım ağlarının yanında küçük ve bağımsız olarak varolmaya devam edebilmekle ilgili olduğunu söyleyemek gerek. Bunun üstesinden ise ancak kitaplarımızın içerdiği bilgiye ihtiyacı olan okuyucuların desteğiyle gelmek mümkün.

3. Ekoloji dizinizin ilk kitaplarının konuları neler olacak?

Yayın hakkını aldığımız ve “Ekoloji” başlığı altında topladığımız 7 kitabımız var. Farklı konulara yoğunlaşmış ama aynı zamanda birbirini tamamlayan ve okuyuculara doğayla beraber kendi yaşamlarını da sürdürülebilir kılmanın bilgisini veren kitaplar bunlar. Kitapların her biri çevreyle ilgili konularda aktif olarak çalışan ve bu konuları toplumsal, politik bir düzlem içinde, geniş bir bakış açısıyla değerlendiren yazarlara ait. En genel haliyle kitaplarımızın sürdürülebilirlik, tarım ve gıda politikaları, yemek kültürü, yerelliğin ve biyoçeşitliliğin korunması gibi konuları ele aldığını söyleyebiliriz. Yayın listemizi oluşturan kitaplar ve yazarlar ise şunlar:
Permakültüre Giriş, Bill Mollison,
Şehir Yaşamı için Sürdülebilirlik Kılavuzu, Scott Kellog & Stacy Pettigrew
Slow Food Devrimi, Carlo Petrini,
Ekoloji; Bir Cep Rehberi, Ernest Callenbach
Petrol Değil Toprak, Vandana Shiva,
İyinin Yanında, Vandana Shiva,
Vandana Shiva’nın editörlüğünde Tarım ve Gıda üzerine Manifestolar.
Permakültüre Giriş insanların doğal kaynakları tüketmeyen, dolayısıyla sürdürülebilir olan bir yaşam sistemini nasıl geliştirilebileceklerine dair temel bilgileri içeriyor. Şehir Yaşamı için Sürdülebilirlik Kılavuzu’nun yazarları ise Bill Mollison’ın temel kavramları üzerinden giderek şehir yaşamında ne gibi stratejiler geliştirilebileceğinin üzerinde duruyorlar. Ekoloji ise sürdürülebilirlik, organik, biyoçeşitlilik, ekosistem gibi çokça kullandığımız birçok kavramı teker teker, çok basit bir dille açıklayan temel bir kaynak, bir cep rehberi. Carlo Petrini’nin kaleme aldığı Slow Food Devrimi ise şu sıralar adı ülkemizde de sıkça geçmeye başlayan slow food kavramının nasıl bir eko-gastronomi hareketine dönüştüğünü anlatan ve gıdanın onu üreten insanlarla beraber tarımsal kaynaklardan bağımısız ele alınamayacağının altını çizen, şehirdeki tüketicilerin de biyoçeşitliliğin korunmasında en az üreticiler kadar önemli olduğunu gösteren bir kitap. Petrol Değil Toprak’ta, dünyaca ünlü aktivist Vandana Shiva, büyük şirketlerin petrol politikalarının arka planını ve 21. yüzyılda neden herkesin toprağı ve küçük çiftçi tarımını savunması gerektiğini anlatıyor. İyinin Yanında ise yazarın tanınan bir kuantum fizikçisinden çevre mücadelelerine yeni bakış açıları getiren bir aktiviste dönüşmesinin yazıya döküldüğü bir özyaşam hikayesi. Tarım ve Gıda Üzerine Manifestolar ise aralarında Vandana Shiva ve Carlo Petrini’nin de olduğu birçok yazarın konuyla ilgili fikirlerini özetleyen toplama bir eser.
4. İlk etapta çeviri kitaplar yayınlayacaksınız. Peki telif kitapları da düşünüyor musunuz?

Bu soruda küçük bir parantez açmak isteriz iznizle. Yabancı bir yayınevinden çıkmış kitapları Türkçe’ye çevirip yayınlamak için istediğiniz kitabın haklarını elinde bulunduran yayınevine bir telif ücreti ödersiniz. Fakat aynı şekilde daha önce yayınlanmamış bir kitabın ilk yayıncısı olmak istediğinizde de o kitabı var edenlere (yazar, çizer, fotoğrafçı, vs) telif ödersiniz. Bu anlamda çeviri olsun olmasın, yaratıcısı belli olan bütün eserlerin genellikle belirli telifleri vardır. Sizin bu soruda kastettiğiniz ise zannedersem halihazırda Türkçe çevirisini üstlendiklerimiz haricinde, ana dili Türkçe olan kitaplar yayınlamakla ilgili fikrimizi öğrenmek ve aslına bakarsanız bu üzerinde durduğumuz bir konu. Yabancı dilde yazılmış ve yayınlanmış bir kitabı Türkçe’ye kazandırmak, uzaktaki sesleri burada da duyulur kılmak anlamında oldukça önemli bir sorumluluk. Ekoloji ana başlığında topladığımız ve yayınlamayı üstlendiğimiz kitapları, içerdikleri bakış açısına olan ihtiyaca inandığımız için yayına hazırlamaktayız. Şu an için Avustralyalı yazar Bill Mollison’ın Permakültür’e Giriş adlı eserini, İtalyan Carlo Petrini’nin “Slow Food Devrimi”ni, Hintli aktivist Vandana Shiva’nın hayatının ve biyoçeşitlilik mücadelesinin hikayesi olan “İyilerin Yanında”yı ve ekoloji literatürü için çok önemli olan bir önceki soruda saydığımız diğer kitapları Türkçeye kazandırmak için aracılık ediyoruz. Ama bunun yanında Türkiye’de çevre, tarım, sürdürülebilirlik konularında yapılmakta olan çalışmaların da yazılı hale gelmesine aracılık etmeyi yürekten istiyoruz. Bu konuda şu an fikir aşamasında olan kitap projeleri var, zamanla onlara da hayat vermeyi umuyoruz.

5. Kitaplarınız okuyucularla ne zaman buluşacak?

Kitaplarımız şu an yayına hazırlanma aşamasında, bazılarının çeviri ve düzeltileri bitti, bazılarının ise çevirileri sürmekte. Kesin bir tarih vermemiz şu an için doğru olmaz ama en geç 2010 yazında kitaplarımızı rafa çıkarmış olacağız.

6. Hedef kitleniz kimlerdir? Blogunuzu okurlarla iletişim için nasıl kullanacaksınız?

Sinek Sekiz Yayınevi’ni kurduktan kısa bir süre sonra internet üzerinde yayımladığımız bir günlük tutmaya başladık. Bunu yaparken özel bir hedefimiz yoktu; etrafımızda olup bitenleri ve yayına hazırlamakta olduğumuz kitaplardan öğrenip uygulamaya geçirdiğimiz şeyleri yakınımızda olmayanlarla paylaşmak için bir istek duyuyorduk, böylece yazmaya başladık. 5 ay gibi kısa bir sürede bu günlük, yaşayan bir alana dönüştü, takipçileriyle aramızda şimdiden organik bağlar kuruldu, karşılıklı olarak birbirimizden birçok şey öğrendik. Bu durum bizi mutlu ediyor, çalışmamıza motivasyon sağlıyor, bir aksilik çıkmadıkça da bu iletişimi sürdürmeye devam edeceğiz. ‘Hedef kitlesi’ ise tercih ettiğimiz kelimeler değil açıkcası. Hedeflediğimiz kitleler yok, inandığımız kitapları hakkını vererek okuyucularına ulaştırmak için uğraşıyoruz. Eğer kitaplarımız kaynak eksikliği olan çok önemli bir alandaki boşluluğu biraz olsun doldursa ne mutlu bize.
7. Yayınevi dışındaki faaliyetleriniz nelerdir?

Kağıtla, yazıyla, baskıyla uğraşmaktan zevk alıyoruz. Bunları içeren faaliyetlerin her zaman kitap olması gerekmiyor. El yapımı defterler de üretiyoruz, Slow Food Gençlik Gıda Hareketi gibi, Meyve Mirası gibi çalışmalara da basılı malzeme anlamında destek veriyoruz. Birkaç hafta önce, Slow Food’un içerdiği adil, iyi, temiz gıda konularında bilinçliliği arttırmak için çalışan gençlerin yazılarının yer aldığı bir fanzinin tasarımını yaptık. Bu fanzini Slow Food Gençlik Gıda Hareketi gönüllüleri İstanbul’da kurulan ekolojik pazarın 3.yıldönümünde ücretsiz olarak dağıttılar. Meyve Mirası ise Muğla yöresinin hızla azalan yerel meyve çeşitliliğini saptamayı, korumayı ve sürdürmeyi amaç edinmiş bir proje. Proje kapsamında Muğla yöresinin kültürel mirası kabul edilen meyvelerle ilgili bir veritabanı oluşturuluyor. Aynı zamanda kaybolmakta olan bu meyvelerin ve diğer birçok yerel tarımsal zenginliğin Bodrum pazarında kurulan bir tezgahta yeniden dolaşıma girmesi, bunları üreten köylülerin desteklenmesi, dolayısıyla da üretimlerine devam etmeleri sağlanmaya çalışılıyor. Meyve Mirası’nın pazar tezgahındaki ürünlerin tanıtıcı etiketlerini, çalışmayla ilgili bilgilendirici broşür ve posterin tasarımını yaparak biz de bu anlamlı projeye destek olmaya çalışıyoruz.

8. Turgutreis’te nasıl bir yaşam ve çalışma düzeni yürütüyorsunuz?

Yayınevinin Ankara’da bir çalışma mekanı var ama biz çoğunlukla şehir dışında olmayı tercih ediyoruz. Turgutreis’in merkezinden uzakta, geniş bir mandalina bahçesinin içinde küçük bir evde yaşıyoruz. Toprağa yakın, doğanın döngüleri içinde olmak, kendi besinimizi üretmek sakin ve düzenli bir şekilde yaşayıp çalışmamızı sağlıyor. Aslında bu konuda en iyi fikri http://sineksekiz.wordpress.com/ adresindeki yazı ve fotoğraflar verecektir.

Söyleşi için teşekkür ederim.
Çalışmalarımızı anlatma fırsatı verdiğiniz için biz teşekkür ederiz.










25 Temmuz 2009 Cumartesi

Çevre etkinlikleri

Munzur Festivali, 31 Temmuz-3 Ağustos tarihleri arasında düzenleniyor. Tunceli ili ve bağlı ilçe belediyeleri başta olmak üzere Tunceli Dernekleri Federasyonu'nun (TUDEF) öncülüğünde düzenlenen festivalde Hasankeyfi Yaşatma Girişimi'nin "Hasankeyf Munzur'a Akıyor" sergisi, Barajlar Siyanürle Altın Ayrıştırma ve Munzur: Alternatif Enerji Kaynakları" paneli ve Hasankeyfi Yaşatma Girişimi&Munzur Koruma Kurulu ve TUDEF'in düzenlediği "Suyuma Dokunma, Suyun Ticarileştirilmesine Hayır" paneli gerçekleştirilecek.


Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği Çalışma Grubu, ana çalışma veya ilgi alanları küresel iklim değişikliği olan akademisyenler ve öğrencilerden oluşuyor. Çalışma Grubu http://iklimbu.org/ web adresinde iklim değişikliğinin bilimsel yanları ile ilgilenen herkese Türkçe kaynak oluşturmaya çalışıyor. Çalışmaları arasında sosyal bilimler öğrencilerine verdikleri STS 205 (İklim) dersi ve her Salı Açık Radyo'da yaptığımız Son Buzul Erimeden isimli iklim programı da var.

Yeşil Ekonomi Konferansı’nı kaçıranlar üzülmesin! 20-21 Haziran'da İstanbul'da gerçekleştirilen Yeşil Ekonomi Konferansı'nda yapılan panel konuşmalarının ses kayıtları http://www.yesilekonomi.org/ web sitesinde yayınlandı. Dilediğiniz paneli ve konuşmacıyı seçerek dinleyebilirsiniz.Serbest bildirilerin de zaman içinde web sitesine aktarılması planlanıyor.

İklim değişikliğinin en önemli habercisi olan okyanus hareketleri, ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi'nin (NASA) 'deniz seviyesi gözlemcisi'yle artık her an internetten takip edilebilecek. Sitenin verdiği hizmetle, El Nino, La Nina veya Katrina kasırgası gibi son yıllarda gerçekleşen sıra dışı okyanus hareketleri tüm ayrıntılarıyla gözler önüne serilecek. Okyanus hareketleri sayesinde iklim değişiklilerini gözler önüne seren "deniz seviyesi gözlemcisi"ne http://climate.jpl.nasa.gov adresinden ulaşılabiliniyor.

20 Temmuz 2009 Pazartesi

Yeşil Ekonomi Konferansı'nı kaçıranlara

20-21 Haziran'da İstanbul'da gerçekleştirilen Yeşil Ekonomi Konferansı'nda yapılan panel konuşmalarının ses kayıtları www.yesilekonomi.org web sitesinde yayınlandı. Dilediğiniz paneli ve konuşmacıyı seçerek dinleyebilirsiniz.Serbest bildirilerin de zaman içinde web sitesine aktarılması planlanıyor.

Konferansa katılamayanlara ve tekrar dinlemek isteyenlere önemle duyurulur!

18 Temmuz 2009 Cumartesi

Yaz aylarinda çevre gundemi

  • İmece Evi’nin Doğal Yaşam Okulu, 15 Temmuz-15 Eylül 2009 arası gerçekleşecek. Günübirlik ya da konaklayarak İmece Evinde çalışmalara katılanlar gıdadan, enerjiye, tarımdan, mimariye, doğal temizlik malzemelerinden boya yapımına pek çok üretimi en basit ve en doğal yönü ile öğrenme fırsatı bulacaklar. Ayrıntılı bilgi için www.imeceevi.org
  • Dünyada iklim değişikliği ile ilgili mücadele veren en önemli aktivistlerden biri olan Bill McKibben Türkiye’deydi. www.350.org hareketinin de kurucusu olan McKibben’in Ömer Madra’ya ile söyleşisini www.acikradyo.com.tr adresinde okuyabilirsiniz.
  • Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği, ekolojik yaşam hareketinin içerisindeki gruplar Ekolojik Çiftliklerde Tarım Turizmi ve Gönüllü İşgücü ve Bilgi Takası Projesi”, kısa adıyla Ekolojik TaTuTa Projesini hayata geçirmisti. 70’i aşkın ekolojik çiftliklerden birinde tatil yapmak isterseniz www.bugday.org/tatuta adresine uğrayın.

4 Temmuz 2009 Cumartesi

Geçen hafta neler oldu?

  • Eşsiz doğa güzellikleriyle dolu Fadıllı Köyü, taş ocağı rezaletinden kurtuldu. Bursa Doğader ve ZMO Bursa’nın davacı olduğu İSOMER taş ocağının izin belgesini mahkeme iptal etti.
  • Doğa Derneği’nce düzenlenen H2SOS Suyu Arama Konferansı, 27-28 Haziran 2009’da İstanbul Haliç Üniversitesi’nde gerçekleştirildi.
  • Geçtiğimiz hafta içerisinde T.B.M.M.’de görüşülerek onaylanması beklenen YEK (Yenilenebilir Enerji Kanunu), Meclis gündemine gelemeden geri çekildi. Türkiye’nin Kyoto’ya taraf olarak iklim değişikliği felaketine karşı sorumluluğunu kabul ettiği ve düşük karbon ekonomisine geçme girişimlerinde bulunduğu bir dönemde, YEK’in henüz görüşülmeden geri çekilmesi hükümetin konunun önem ve aciliyetini kavrayamadığını düşündürüyor. Ayrintili bilgi icin http://www.greenpeace.org.tr/
  • Yesil Ekran basladi.Organik tarımın imkansız olduğuna inanıyorsanız, naylon poşetten vazgeçemiyorsanız ve ünlülerin sadece reklam için çevreci olduğunu düşünüyorsanız NTV’de yaz boyunca Yeşil Ekran’ı izleyebilirsiniz.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...